Yasin Suresi Türkçe Okunuşu Anlamı Tefsiri Fazileti

Yasin suresi türkçe okunuşu Yasin-i Şerif Suresi fazileti öyle yüce bir suredir ki; sevinçlerde, ölümlerde, doğumlarda, her türlü hacetlerimizde, şifa istediğimizde, bereket istediğimizde,rızık istediğimizde, sabahları, akşamları, cuma geceleri velhasılı kelam hayatımızın her anında en çok okuduğumuz ve herkesin en iyi bildiği suredir.

Allahu Teala Ta-Ha Suresi ve Yasin Suresini semavatı ve yerleri yaratmadan bin sene evvel okudu. Bu aziz sureleri işten melekler; Bu sureler hangi ümmetin üzerine nazil olacaksa, o ümmete müjdeler olsun.Bu sureleri okuyan dillere müjdeler olsun demişlerdir.

Yasin Suresi Hakkında Allah Rasulunun Hadis’i Şerifleri

Her gece Yasin-i Şerif Suresini okuyan kişi şüphesiz şehit olarak ölür
Cuma geceleri Yasin-i Şerif Suresini okuyan kişi affa ve mağfirete ulaşmış olduğu halde sabahlar
Cuma geceleri; ilk rekatında Fatiha Suresinden sonra Yasin Suresini, ikinci rekatında Mülk Suresini okuyarak iki rekat namaz kılan kişiye, okuduğu her harf için bir nur verilir. O nur hesap gününde o kişinin önünden gider. Amel defterini önünden alır. Cehennemden beri olduğuna dair bir berat verilir. Aile efradından yetmiş kişiye şefaatçi olur.

Muhakkak ki Kur’an-ı Kerim’de bir sure vardır ki kendisini okuyana şefaat eder, dinleyen ise affa ve mağfirete kavuşur. O sure; Yasin-i Şeriftir. Bu surenin Tevrattaki ismi; Muimme’dir. Ashab Muimmenin ne olduğunu Allah Rasulune (s.a.v.) sorduğunda, Allah Rasulu(s.a.v.) şöyle buyurdular; Sahibini dünya ve ahiret saadetine ulaştırır, ahiret korkularını giderir. Her kim onu okursa 20 nafile hac sevabına erişir. Kim onu dinlerse Allah yolunda 1000 dinar sadaka vermiş gibi ecre ulaşır. Kim onu yazar da suyunu içerse içinden her hastalık çıkar. İçine bin tane nur,bin tane yakin, bin tane rahmet, bin tane hidayet girer.Ondan tüm hastalık ve sıkıntıları çıkarılır.

Kabristana giren kişi Yasin-i Şerif okur da sevabını o kabir ehline hediye ederse, Allahu Teala okunan Yasin-i Şerif hürmetine onların azabını hafifletir

Okuyan kişiye ise okuduğu her harfe mukabil bir ecir verir.”
Ölmek üzere olan bir hastanın yanında Yasin-i Şerif suresi okunursa, okunan her harfe mukabil bir melek nazil olur. Yasin-i Şerif üç bin harftir. Nazil olan melekler hasta kişinin önünde saf olur, onun için af dilerler. Sekarattaki bir kimsenin yanında Yasin-i Şerif Suresi okunursa Cennet-i Rıdvanda cennet içeceklerinden içirmedikçe Ölüm Meleği as. o kimsenin ruhunu kabz etmez.”
Yasin Duası;

Allahumme inni es’eluke sabran cemilen ve galben selimen ve lisanen zakiran ve duaen mustecaben ve kitaben yeminen ve rızgan halalen ve naimen ve cenneten hariran ve nadraten ve surura. Ya kadiye’l-hacat ya mucibe’d-daavat ya kaşife’d-durri ve’l-beliyyat ya alime’s-sırrı ve’l-hafiyyat. Igdi haceti bi hazeti’s-sa’ati’l-mubaraketi bi hurmeti Yasin ve’l-kur’ani’l-hakim. İnnema emruhu iza erade şey’en en yegule lehu kun fe yekun. Fe subhanellezi bi yedihi melekutu kulli şey’in ve ileyhi turceun.

Not: Arapça yazım Türkçe yazım ile aynı olmayacağından asl olan arap harfleri ile yazılan metinden okumaktır.

Yasin Suresi Duasının Manası;

Allahım muhakkak ki ben senden güzel bir sabır, selim bir kalp, zikreden bir dil, kabul olunmuş dua, kitabımın sağdan verilmesini,helal rızık ve nimetler, cennetler, sevinç ve mutluluklar isterim. Ey hacetleri gideren, dualara icabet eden, bela ve musibetleri gideren, gizli şeyleri ve sırların hepsine vakıf olan Allahım. Bu mubarek saatin, Yasin-i Şerifin, Kur’an-ı Kerimin hürmetine hacetimi gider. Allahu Teala bir şeyin olmasını murad edince o şeye ol der o şeyde oluverir. Her şeyin kudret elinde olduğu, her türlü eksiklikten münezzeh olan Allahı tüm noksanlıklardan tenzih ederek tesbih ederim ve her şey tekrar ona döndürülecektir.

Yasin Suresi Okunuşu

Yüce Allah’ın son indirdiği mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’de olan Yasin suresinden bahsedeceğiz. Dilerseniz şu soru ile başlayalım. Yasin süresi kaç ayetten oluşur? Seksen üç âyet, yediyüz yirmi yedi kelime ve üçbin harftir. Mushaftaki sıralamada otuz altıncı, iniş sırasına göre kırk birinci sûredir. Sûre, Kur’an’ın kalbi diye nitelendiren hadis rivayetine dayanılarak “kalbü’l-Kur’ân” diye de adlandırılmıştır. Cin sûresinden sonra, Furkan sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Yerinde açıklanacak bir sebeple 12. âyetin Medine’de indiğini ileri sürenler de olmuştur. Mekkî surelerden olup fâsılası “م، ن” nun ve mim harfleridir.

Sûre, adını ilk âyeti oluşturan “Yâ-Sîn” harflerinden almıştır. Sûrede başlıca insanın ahlâkî sorumlulukları, vahiy, Hz. Peygamber’i yalanlayan Kureyş kabilesi, Antakya halkına gönderilen peygamberler, Allah’ın birliğini ve kudretini gösteren deliller, öldükten sonra dirilme, hesap ve ceza konu edilmektedir. Yasin suresi kaçıncı cüzdür? diye merak edenler için 22. cüz’de yer almaktadır.

Yâsîn sûresinde İslâm akaidinin üç esasını teşkil eden tevhid, nübüvvet ve âhiret konuları tabiatın mükemmel kuruluşu ve işleyişinden deliller getirilerek anlatılır; bu arada iman-küfür mücadelesi çerçevesinde geçmiş kavimlerden ibret verici örnekler zikredilir.

Hadis kaynaklarında Hz. Peygamber’den Yâsîn sûresinin faziletine dair nakledilmiş sözler yer alır. Bunlardan biri şöyledir: “Her şeyin bir kalbi vardır; Kur’an’ın kalbi de Yâsîn’dir” (Tirmizî, “Fezâilü’lKur’ân”, 7; Dârimî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 21; krş. Müsned, V, 26. Diğer bazı rivayetler için bk. Şevkânî, IV, 410-411). İbn Abbas’ın da –bu sûrenin son âyeti hakkında– “Yâsîn’in ve onu okumanın niçin bu kadar faziletli olduğunu bilmiyordum; meğer bu âyetten dolayı imiş” dediği nakledilir (Zemahşerî, III, 294-295). Hadislerin sıhhat durumu tartışmalı olmakla beraber, öteden beri İslâm âlimleri Resûlullah’ın bu sûreye özel bir ilgi gösterdiği kanaatini taşımışlar ve müslümanlar da Kur’an tilâvetinde ona ayrı bir yer vermişlerdir. Bu sebeple Yâsîn sûresi için özel tefsirler kaleme alınmıştır (Ölülere Yâsîn okunmasıyla ilgili hadiste “ölmek üzere olanlar”ın kastedildiği kanaati hâkim olmakla beraber, bunu öldükten sonra veya ölünün kabri başında okunacağı şeklinde anlayanlar da vardır, bk. Elmalılı, VI, 4004).

Yasin Suresi Türkçe Oku
Bismillâhirrahmânirrahîm

1) Ya Sîn

2) Doğru hükümler[1] içeren Kur’an’a yemin olsun ki,

3) Sen Allah’ın elçilerindensin,

4) Doğru yoldasın.

5) Bu, güçlü ve ikramı bol Allah’ın indirdiği kitaptır.

6) Ataları uyarılmamış bir kavmi uyarman için indirilmiştir. Çünkü onlar bundan habersizdirler.

7) Onlardan çoğu, bunun gerçek anlamda Allah’ın sözü olduğunu anladıkları halde inanmıyorlar[2].

8) Sanki boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demir halkalar takmışız da, başlarını eğemiyorlar.

9) Sanki önlerine bir engel, arkalarına da bir engel koyup onları kuşatmışız da göremiyorlar[3].

10) Onları uyarsan da bir, uyarmasan da: inanmıyorlar.

11) Sen ancak içten içe Rahman’dan çekinerek bu zikre[4] uyanı uyarabilirsin. Onlara, bağışlanacaklarını müjdele. Yaptıklarının karşılığının ikramiyeli olarak verileceğini de.

12) Ölüleri diriltecek olan biziz. Yapıp ettiklerini ve eserlerini de yazmaktayız[5]. Yaptığımız her kayıt, açık bir defterdedir.

13) Şu şehir halkının, elçiler geldiğinde yaptıklarını bunlara örnek ver.

14) Onlara iki elçi gönderdik; yalanladılar. Sonra elçileri üçüncüsü ile destekledik. Onlar; “biz, size gönderilen elçileriz.” dediler[6].

15) Halk dedi ki; “Siz de tıpkı bizim gibi insansınız. Rahman[7], bir şey indirmiş değildir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.”

16) Dediler ki; “Rabbimiz biliyor; biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.

17) Görevimiz açık bir tebliğden ibarettir.”

18) Halk dedi ki; “Sizin yüzünüzden biz, paramparça olduk[8]. Eğer vazgeçmezseniz sizi taşa tutar, fena halde canınızı yakarız[9].”

19) Elçiler dediler ki, “sizi parçalayan sizde olandır. Doğrular hatırlatıldı diye paramparça oldunuz öyle mi[10]? Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz.”

20) Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi; “Ey kavmim, uyun bu elçilere!” dedi.

21) Sizden ücret istemeyen bu kişilere uyun. Bunlar doğru yoldadırlar.

22) Ben, beni yaratana niye kulluk etmeyeyim ki! Zaten onun huzuruna çıkarılacaksınız.

23) Allah’tan önce başka ilahlara tutunur muyum ben? Rahman[11] bana bir zarar vermek istese onların şefaati işe yaramaz. Onlar beni kurtaramazlar.

24) Öyle yapsam, açık bir sapıklık içinde olurum.

25) İşte ben Rabbinize inandım; beni dinleyin.”

26) (Onu öldürdüler) “Cennet’e gir[12]” dendi. “Ah, keşke kavmim bilseydi” dedi.

27) Rabbimin beni, ne sebeple affettiğini ve ikram görenlere kattığını bir bilselerdi!”

28) Onun arkasından kavmine gökten ordu indirmedik; zaten indirmeyiz.

29) Sadece yüksek bir ses olur; bakarsınız ki sönüveriyorlar.

30) Yazık böyle kullara! Kendilerine bir elçi gelmeye görsün, hemen hafife alırlar.

31) Görmediler mi ki kendilerinden önce nice nesilleri yok ettik. O nesiller bunlara dönemezler.

32) Ama nasıl olsa bir gün hepsi huzurumuza çıkarılacaktır.

33) Ölü toprak onlar için bir ayettir. Ona can verir, daneleri çıkarırız, sonra ondan yerler.

34) O toprakta hurma ve üzüm bağları oluştururuz. Kaynaklarından sular fışkırtırız.

35) Bunu yapmamız, hem ürününden hem de elleriyle yaptıklarından yemeleri içindir. Teşekkür etmeyecekler mi?

36) Yerin bitirdiklerini, kendilerini ve bilmedikleri şeyleri çift yaratan Allah, her türlü eksiklikten uzaktır.

37) Gece de onlar için bir ayettir; ondan gündüzü sıyırıp çıkarırız da karanlıkta kalıverirler.

38) Güneş ise kendine ayrılmış yolda akıp gider. İşte bu, güçlü ve bilgili olan Allah’ın koyduğu ölçüdür.

39) Aya (ışığın) iniş yerleri için[13] ölçü koyduk; sonunda kuru hurma dalına döner.

40) Güneş ayı yakalayamaz. Gece, gündüzü geçemez[14]. Her biri farklı bir yörüngede yüzüp gider[15].

41) İnsan neslini tam donanımlı gemiye[16] bindirmemiz onlar için bir ayettir.

42) Onlara bunun gibi binecekler de yarattık.

43) Batma şartlarının oluştuğunu görsek[17] onları batırırız. Ne yardımlarına koşan olur, ne de kurtarılırlar.

44) Bizden bir ikram olsun ve bir süreye kadar yararlansınlar diye kurtarırsak başka.

45) “Bu insanlara önünüzde olan ve arkanızda kalan için tedbirinizi alın[18] ki ikram göresiniz” dendiği zaman (ölçüye uymazlar)

46) Onlara Rablerinin âyetlerinden hangisi gelse yüz çevirirler[19].

47) “Allah’ın verdiği rızıktan hayra harcayın” dense, görmezlikten gelenler, müminlere derler ki, “Onları biz mi doyuracağız; gerekli görseydi Allah doyururdu. Sizin hepiniz açık bir sapıklık içindesiniz.”

48) “ (Söyleyin bakalım), o tehdit ne zamanmış? Eğer doğru kimselerseniz.” derler.

49) Bekledikleri tek bir haykırıştır; onları, birbirleriyle çekişirken yakalar[20].

50) Artık ne birine bir görev yükleyebilirler ne de ailelerine dönerler.

51) Sura üflenince derhal kabirlerinden kalkacak, hızla Rablerine doğru akın edecekler;

52) “Ey vah! … Yatağımızdan bizi kim kaldırdı[21]?” diyeceklerdir. Denecek ki; “İşte Rahman’ın tehdit ettiği şey. Demek ki, elçiler doğru söylemişler.”

53) Tek bir haykırış olacak, hepsi derhal huzurumuza çıkarılacaktır.

54) O gün kimseye yanlış yapılmayacak; sadece yaptığınızın karşılığını göreceksiniz.

55) Cennet halkı o gün tat alacakları işlerle uğraşacaklar,

56) Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde tahtlara kurulacaklardır.

57) Orada onları neşelendirecek işler ve istedikleri her şey;

58) Bir de ikramı bol Rabbinin selam sözü, artık bir bozukluğun olmayacağı sözü[22] vardır.

59) “Ey suçlular! Bugün siz ayrılın”

60) Ey âdemoğulları, size sorumluluk yüklemedim mi? Şeytan’a kul olmayın, o sizin açık düşmanınızdır[23];

61) Bana kul olun, doğru yol budur” demedim mi[24]?

62) O, içinizden nice nesilleri yoldan çıkardı, aklınızı çalıştırmıyor muydunuz?

63) İşte tehdit edildiğiniz Cehennem!

64) Bugün girin oraya; onu anlamazlıktan geliyordunuz.

65) Bugün ağızlarına mühür basarız; bize elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahitlik eder.

66) Düzeni farklı kursaydık[25] gözlerini silme kör ederdik; arkasından yola gelme yarışına girerlerdi ama nereden göreceklerdi ki?

67) Düzeni farklı kursaydık[26] onları, oldukları yerde başka kalıba sokardık. Sonra ne yola devam edebilir ne de geri dönebilirlerdi.

68) Kime uzun ömür verirsek yaratılışını tersine çeviririz[27]; hiç akıllanmıyorlar mı?

69) Muhammed’e şiir öğretmedik; zaten gerekmezdi. Bu, sadece zikirdir ve açıklayıcı Kur’an’dır[28].

70) Diri olan kimseleri uyarsın ve onun Allah’ın sözü olduğu, görmezlik edenler açısından da kesinleşsin diye indirilmiştir.

71) Görmediler mi ki, kendi el ürünümüz olan malı davarı[29] onlar için yarattık. Onlar bunlara sahip olurlar.

72) Bunları onlara boyun eğdirdik, kimini binek yaparlar, kiminden de yerler.

73) Onlarda kendileri için başka yararlar ve içecekler de vardır. Hala teşekkür etmeyecekler mi?

74) Belki yardımları olur diye, Allah’tan önce ilahlar edindiler.

75) Oysa onların bunlara yardıma güçleri yetmez. Ama bunlar onlar için hazır askerdirler.

76) Onların sözleri seni üzmesin; biz neyi gizlediklerini ve neyi açığa vurduklarını biliriz.

77) O insan, kendisini döllenmiş yumurtadan yarattığımızı görmez mi ki, bize açık bir düşman kesilir.

78) Nasıl yaratıldığını unutarak bize örnek gösterir de der ki; “çürük kemikleri kim diriltebilirmiş?”

79) De ki; onları ilk var eden diriltecektir. O, yaratmanın her şeklini bilir.

80) O sizin için yeşil ağaçtan ateş oluşturur, siz onu yakarsınız.

81) Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibilerini yaratmanın ölçüsünü koymamış mıdır? Koymuştur elbette. O, bilgili yaratıcıdır.

82) Bir şeyi var etmek isterse onun için sadece “ol” der, o da oluşur.

83) Bütün yetkileri elinde tutan Allah’ın bir eksiği yoktur. Siz ona döndürüleceksiniz.

Yasin Süresi okunduktan sonra kısaca şu dua yapılabilir;

Bismillahirrahmanirrahim

Allahümme rabbena ya rabbena tekabbel minna duaena vekdi hacetena bihurmeti sureti yasin ve ecirna minennari vemin azabil kabri ve min şerri sualin bi fadli sureti yasin yarabbel alemiyne veselemun alel mürseliyne velhamdülillahi rabbil alemin.

Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın Adıyla

Yasin suresinin hurmetine dualarımızı kabul ve ihtiyaçlarımızı eda buyur. Ey Rabbil Alemin! Yasin suresinin faziletine bizi ateşten, kabir azabından ve sualin şerrinden koru. Ve peygamberlere selam olsun. Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.

EL FATİHA

[1] Doğru hüküm, hikmet demektir. Allah Teâlâ Kur’ân ile beraber hikmeti de indirmiştir. Bkz. Nisa 4/113

[2]Tıpkı şu ayette olan durum meydana gelmişti:

النمل (27) وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَيْقَنَتْهَا أَنفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدِينَ 14}

Burada fa, önceki cümleyi, sonraki cümlenin hali yapar. Bkz. Muhamme İsbir, Bilal Cüneydî, eş-Şamil, Mucem fî ulum’il-luğa’l-arabiyye ve mustalahatiha, Ahkâm’ul-fâ, Beyrut 1985, ikinci baskı. Daha geniş bilgi kitabın sonundadır. (Kn.ile ilg. Bkz. Ennahvü-l vâfi c. 3 s. 575)

Kur’ân’ın Allah’ın sözü olduğunu anlayınca ona önce inanırlar ama hayat tarzlarını değiştirmek istemezlerse görmezlikten gelmeye başlar kâfir olurlar. Zaten inanmadan kâfir olunmaz.. Allah Teâlâ şöyle buyurur: Ogün nice yüzler ak çıkar, nice yüzler de kararır. Yüzleri kararanlara şöyle denir: “Siz inandıktan sonra kâfir oldunuz, değil mi? Kâfir olmanıza karşılık, tadın şu azabı!”(Al-i İmran 3/106)

[3] Bu iki ayette, benzetme yapma yerine doğrudan benzetilecek anlam kümesi kullanılarak Mekkelilerin, Kur’an karşısındaki tavırları canlandırılmıştır. Bu tür anlatıma istiare-i temsiliyye denir. Bu tıpkı, “işini saman altından su yürütür gibi yapıyorsun” yerine “saman altından su yürütüyorsun” demek gibidir.

İstiarede benzetme gizlenir ve gerçek anlamı kast etme ihtimali olmaz. Bu iki ayette de gerçek anlamı kast etme ihtimali yoktur. Öyle olsa bu insanlar sorumlu tutulamazlar. Çünkü “Allah, kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez” (Bakara 2/286)

İstiarede benzetme edatı gizlenir ama bu ayetlerdeki ifadeler mecaz değil, gerçek sanıldığı için onlarda gizlenen “sanki” kelimesini açığa çıkarmamız bir zorunluluk olmuştur.

[4] Kur’an’a.

[5] Allah’ın Elçisi şöyle demiştir: “İnsan şu üç eserden birini bırakmadan ölürse defteri kapanır: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve ona dua eden salih evlât ” (Müslim, Vasiyyet,14; Ebû Dâvud, Vesâyâ, 14)

[6] Rivayete göre bu ayetler, İsa aleyhisselamın Antakya’ya gönderdiği elçilerle ilgilidir (Taberi 22243). İncil’de “Resullerin İşleri” bölümünde verilen bilgilerle bu ayetler arasında uyum vardır.

[7] Rahman, iyiliği sonsuz demektir. İnsanlar her şeyi Allah’ın verdiğini kabul ederler ama emir vermesini istemezler.

[8] Tetayyur, teferruk anlamına geldiği için “parçalandık” diye anlam verdik. Tetayyur (تطير), tefe’ul babındandır, tekellüf ifade eder. Yani “dağılma tahammül edilemez ölçülere vardı” demiş olurlar.

[9] Peygamberimizin tebliğinden sonra Mekkeliler de parçalandığı için onu öldürmeye kalkmışlardı.

[10] Bir topluma Allah’ın bir elçisi geldiği zaman çözülme ve parçalanma kaçınılmaz olur. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “İnsanlar tek bir topluluktu; Allah onlara, müjde veren ve uyarıda bulunan nebiler gönderdi. Onlarla birlikte gerçeği içeren kitap da indirdi ki, ayrılığa düştükleri konularda insanlar arasında hakemlik yapsın. Kitapta ayrılığa düşenler kendilerine Kitap verilenlerden başkası olmadı. O açık belgeler geldikten sonra birbirlerinin haklarına göz diktikleri için böyle oldu. Sonra Allah inanmış olanları, anlaşamadıkları konuda, kendi izniyle doğruya ulaştırdı. Allah düzenine uyanı doğruya yöneltir.” (Bakara 2/213).

[11] İyiliği sonsuz olan Allah.

[12] Bu ayet kabrin, bazı kimseler için cennet bahçesi olacağını gösterir. Çünkü Ahiretteki cennete mahşer gününden sonra girilecek ve bu şahsın oraya girdiğini, onu öldürenler de göreceklerdir.

[13] İki ayette aya nur denmiştir (Yunus 10/5, Nuh 71/16). Nur’a ışık ve ışığı yansıtan anlamları verilebilir. Furkan 25/61’deki ışık yansıtan ay (قَمَرًا مُّنِيرًا) ifadesi o iki ayetteki nur kelimelerinin de bu anlamda olduğunu gösterir. Güneş “ısı ve ışık yayan bir kandil” (Nebe’ 78/13) olduğu için ay, ışığını ondan alır. Furkan 61, ayda iniş yerlerinin (menâzil) olduğunu ve bununla yılların sayısının ve hesabın bilindiğini ifade eder.

Kameri gün, güneşin batmasının ardından batan hilal ile başlar ve biter. Ayın her gün şekil değiştirmesi onu gökyüzündeki takvim gibi yapar. Öyleyse âyetlerdeki iniş yerleri (menâzil), ışığın aya iniş yerleri olur. Yoksa ay, her zaman aynı aydır. Onu bize farklı gösteren ona inen bu ışıklardır.

[14] Kameri gün hesabı güneşin batmasıyla başlar. Bu ayete göre bir günlük hesap, güneşin batmasıyla değil, doğmasıyla başlar ve biter. Bu sebeple ayetlerde ve Peygamberimizin uygulamasında günün ilk namazı öğle namazı, son namazı da sabah namazıdır. Bu durumda orta namaz, akşam namazıdır. Zaten akşam namazı, rekât sayısı itibariyle de ortadır.

[15] Gecenin ve gündüzün yörüngeleri konusu ilgili ilim dalının izahına muhtaçtır. Güneşin, ayın, gecenin ve gündüzün yörüngesinden bahsedilip dünyanın yörüngesinden bahsedilmemesi üzerinde de durmak gerekir.

[16] Lisan’ul-Arab.

[17] “إِن نَّشَأْ şey etsek” demektir. Buradaki şey Allah’ın kanunudur. Batmaktan söz edildiği için o şey geminin batma kanunun olur. O kanunun şartları oluşursa gemi batar ve içindekiler boğulur.

[18] Gemiye binmeden, bakım ve onarımını yapmalı ve seyir esnasında meydana gelebilecek her şeye hazırlıklı olmalıdır.

[19] Allah’ın iki türlü âyeti vardır; biri yarattıklarıdır ki onlar bilim ve tecrübenin kaynağıdır. Diğer de indirilmiş olan Kur’ân ayetleridir. Demek ki, bunlar bu âyetlerden hiçbirine uymuyorlar.

[20] Bu haykırış, ölürken duydukları korkunun yüzlerine yansımasına sebep olur.

[21] Bu sözü kâfirler söyler. Müminlerle ilgili olarak şöyle buyrulmuştur: “Sizi çağıracağı gün, Allah’ım ne iyi yaptın! diyerek karşılık verir; dünyada pek az kaldığınızı zannedersiniz.” (İsra 17/52)

[22] Selamet; gizli veya açık bir bozulmanın olmamasıdır (Müfredat).

[23] Şeytana kul olanlar, hayatlarında Allah’ı ikinci sıraya koyanlardır.

[24] Araf 172-173 ve birçok âyet, her insanın, çevresinde ve kendi üzerinde yaptığı gözlemler sonucu Allah’ın varlığına ve birliğine şahit olduğunu bildirir. Birçok doğru bilgi ve davranış da böyle öğrenilir. Bir peygamberin tebliği ulaşmamış olsa bile bunlar, yukarıdaki sorulara muhatap olması için yeterli olur.

[25] لَوْ نَشَاء ‘nün anlamı “şey etsek ama etmeyiz”dir. Yani koyduğu kanunun (sünnetullah) dışına çıksak, ama çıkmayız, demek olur. Ayete yukarıdaki anlamın verilmesinin sebebi budur.

[26] Önceki dipnota bkz.

[27] Yaşlandıkça gücünü kaybeder.

[28] Zikir, doğru bilgi demektir. Kur’ân’daki bütün bilgiler doğru olduğu için Allah ona zikir adını vermiştir. Kur’ân kelimesi ise hem son Kitabın ismi hem de o kitaptaki hükümlere ulaşmayı sağlayan ayet kümeleri anlamına gelir.

[29] Mal davar, diye tercüme edilen en’âm, koyun, keçi, sığır ve devedir (Bkz. En’âm 6/143 ve 144)

Yasin Suresi Tefsiri

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

1- Yâ, Sîn.

2-4- Ey Muhammedi Kur’an-ı Hakîm’e and olsun ki,sen doğru üzere gönderilmiş peygamberlerdensin.

5-6- Bu; babalan uyarümadığmdan, gafil kalmış bir mîlleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah’ın indirdiği Kur’andır.

7- And olsun ki, hüküm çoğunun aleyhine gerçekleşmiştir, bunun için artık inanmazlar.

8- Boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkalar geçirmişizdir, bunun için başlan yukarı kalkıktır,

9- Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdİr. Gözlerini perdelediğimiz­den artık göremezler.

10- Ey Muhammedi Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, İnanmazlar.

11- Sen ancak, Kur’an’a uyan ve görmediği halde Rahman’dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Artık o kimseyi, bağışlanma ve cömertçe verilecek bir ecirle müjdele.

12- Şüphesiz Ölüleri dirilten, işlediklerini ve eserlerini yazan Biziz; her-şeyi, apaçık bir kİtabda saymışızdır.

Bazı Kelimeler:

Bazı kimseler bu kelimeyi yâ harfim uzatarak, sinin sonun­daki nûnuda müteakiben gelen vav harfine İdgam ederek okurlar, diğer bazı kimseler de sîn’deki nûn harfini sakin olarak izhar edilmiş şekilde okurlar.

Bir başka grupta nun harfinin harekesini zamme veya kesre veya fethah ola­rak ortaya koyarlar.

Söz sabit oldu, artık değiştirilmez. Zakn kelime­sinin çoğulu olup, çeneler manasına geliri Başi kalkık ve gözü yu­muk vaziyetteki kimseler Geride bıraktıkları eserleri.

Surenin başındaki bu heca harflerinin zikredilmesinde mutlaka hikmet vardır. Bu harfler, her ne kadar biz anlamasak bile mutlaka bir mana ifade etmektedirler. Bunların manası Allah ile Resulü arasında bir sır olarak kal­makta devam edecektir. Bu harfler, zamanımızdaki şifrelere benzemektedir­ler. Bunlarla hangi mananın kast edildiğini elbette en iyi bilen Allah’tır. Bazı kimseler bu harflerin Allah’ın ya da Peygamberin adlarından biri olduğunu söylemişlerdir. Surenin başında kasemden önce zikredilmesi onu yüceltmek içindir.

Açıklama:

Kutlu ve yüce olan Allah, kâmil bir mucize olan Kur’an’a yemin ederek buyurmuş ki: Ey Muhammedi Sen doğru yol üzerinde bulunan Peygamber­lerdensin. Bu yol islam yoludur. Bu, senden önce gelip geçmiş Peygamberle­rin yoludur. ,

Burada Kur’an-ı Kerim maksatsız olarak zikredilmiş değildir. Bilakis — Allah bilir ya— Kur’an-ı Kerim’in burada zikderiliş sebebi dikkâtlerimizi ona çevirmek içindir. Zira Kur’an-ı Kerim bakî bir mucizedir. Hz. Muhammed’in davasında sadık olduğuna ve Allah katından gönderilmiş bir elçi olduğuna delâlet eden baş delildir. Bu Kur’an, mülkünde aziz ve güçlü olan, yaratıkla­rına merhametli olan Rab tarafından indirilmedir.

Bu ifadelerle Kur’an-ı Kerim’in mertebesinin yüksekliğine ve Rahman olan Allah’ın en kıymetli nimetlerinden biri olduğuna şehadet edilmektedir. Ey Muhammed, yakın babaları uyarılmamış olan bir kavmi uyarman için bu Kur’an sana indirildi. Bunların yakın babaları uyarılmadılar ama uzak ba­baları, ata ve dedeleri, İsmail Peygamber tarafından uyarıldılar. Bunlar hak ve nûr yolundan gafildirler. Bunların üzerine ilahî azap sözü hak oldu. Ve-azaba çarptırılacaklarına ilişkin ilahi tehdit sabit oldu. Zira güçlü ve hikmet sahibi olan Allah’ın katında söylenen sözler değiştirilmez.

Bu ifadelerde geçen sözden kasıt, Allah’ın ezeli hüküm ve yargısıdır. Azap sözü onların çoğunun üzerine hak oldu. Çünkü onlar iman etmiyorlar. Ha­yır ve zorlama yoluyla değilde istekleriyle, kendi serbest iradeleriyle Allah’ı ve Peygamberi inkar ediyorlar. Küfür ve inatta ısrar ediyorlar.

Bu ifadelerle Peygamber (S.A.V.) efendimiz Allah’tarafından müsterih kılınmakta ve gönlüne itmi’nan bırakılmaktadır. “Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar, çenelere kadar dayanmıştır; onun için kafaları yukarı kalkıktık’ Bu ayeti kerime onlann iman etmeyeceklerine, ayetlerle uya­rının onlara fayda vermeyeceğine dair ezelde verilen ilahi hükmü takrir et­mektedir. İman etmedikleri ve hakkı kabul etmedikleri için Kur’an-ı Kerim onları boyunlarına zincir vurulan ve elde etmek istediği şeyi —zincir gibi arada bir maddi engel bulunduğundan ötürü— ele geçiremeyen, boynuna vurulan tasmadan dolayı başı yukarıya doğru kalkık olan, eğilipte ayağının dibinde­ki şeyi göremeyen kimselere benzetmektedir. Bazı kimseler bu ayet-i kerime­de istiare bulunmadığını, baştan sona hakikat olduğunu, ancak bunun, on­ların kıyamet günündeki hallerini tasvir etmekte olduğunu söylemişlerdir: “Bo­yunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde sürükleneceklerdir “. ‘ ‘Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektikte onları kapattık; artık gör­mezler” Bu ayeti kerime de, onlann bir başka durumlarını temsil etmekte­dir. Yani onlara manen iman yolları kapatılmıştır. Maddeten yolları kapatıl­mış olup da amaçlarına ulaşamayan kimselere benzetilmişlerdir. Ayet-i keri­mede sözü edilen önlerindeki set, dünyada şeriatı kabul etmelerini engeller, arkalarındaki set İse ölüm sonrası dirilişe inanmalarım engeller. Bakınız Ce-nab-ı Allah ne buyuruyor: “Biz onlara bir takım (kötü) arkadaşlar saldırdık. Onlann önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini onlara süslü gösterdiler”. Yani onlara dünyayı süslü gösterdiler, onlar da dünyaya aldandılar. Ahireti de onlara süslü gösterdiler ama onlar ahireti yalanladılar. Biz onların önlerinde ve arkalarında bir set yaptık. Onları hakkı göremeyen kör kimsele­re dönüştürdük. Onlar artık hakkı göremezler. Uyarsan da uyarmasan da onlar iman etmezler. Kalbi Allah tarafından damgalanan, gözüne perde çekilen kim­seler işte bu halde olurlar. Artık Allah’tan sonra bunları kim doğru yola ile­tebilir? Bunlar kendi nefislerini sahih nazardan, hevesten soyutlanmış görüş­ten, taklid sapıklığından uzak bir düşünceden batıla çevirdikleri için irnan etmezler. Ey Muhammed ancak zikre yani Kur’an’a uyan, gayb halinde Rah-man’dan korkan kimselere senin uyarman fayda verir.

Şu halde bu ayet-i kerime, Kur’an’dan ancak belli bir sınıfın yararlana­cağını ifade etmektedir. Umumi uyarmaya ve korkutmaya gelince, insanlar kendisine tabi olsalar da, olmasalarda Peygamber efendimiz bunu yapmakla mükelleftir. Şu halde ayet-i kerimenin ifadesi ile peygamberliğin ve cinlerle insanları uyarmanın umumiliği arasında bir çelişki yoktur. Gerçekten de Kur’an zikri kalbine giren, gayb halinde Allah’tan korkan kimseden başkaları Pey­gamber efendimizin uyarmasından yararlanamazlar. Şu kilitli kalplere ve mad­de İle maddî hallerden başka bir şeye iman etmeyen ölü nefislere gelince, bun­ların peygamberin uyarmasından yararlanmaları mümkün değildir. Ey Mu­hammedi Sana tabi olan ve senin getirdiğin ilahî rahmetten yararlanan kimselere, genişliği göklerle yer kadar olan Cenneti, bol sevabı ve mükâfatı müj­dele.

Adamın biri çıkıpta bu müjde ve uyarmanın ne zaman tahakkuk edece­ğini soracak olursa ona verilecek cevap şudur: Şüphesiz senin Rabbin, herke­se amelinin karşılığını vermek, vadettiği müjde ile, yaptığı tehditleri gerçek­leştirmek için Ölümlerinden sonra insanları yeniden dirütecektir. Allah, in­sanların Önce ve sonra yaptıkları bütün amelleri de yazıp kayda geçirmekte­dir. İnsanların bıraktıkları” eserleri de amel defterine kaydetmektedir.. Eser­den kasıt, insanın kendisinden sonra bıraktığı ve admm anılmasına vesile olan hayırlı şeylerle şerli şeylerdir ki, bunların her ikisinin karşılığını Cenab-ı Al­lah insana ahirette verecektir. Güzel eserler; kendisinden yararlanılan bir ilim veya gönüllerine sağlıklı bir şekilde İslamın manası yerleştirilen çocuklar, ve­ya mescid, okul, hastahane gibi faydalı binaları tesis etmek veya kalıcı bir hayır işi yapmaktır.

Kötü eserlere gelince; bunlar insanları yazı veya söz İle kötülüğe davet eder, insanları ahlakî çözüiytüye çağırır. Nitekim bazı Mısırlı yazarlar, kırmı­zı Neon lambaları altında yaşadıkları gece hayatlarını laubalilikle okuyucu­larına anlatmaktadırlar. Halbuki onlar, kendilerine aldanan genç nesli baş­tan çıkarmakta, gençler de onları taklit etmektedirler. Umumî veya hususî vesilelerle kötülüğü yaymaya, insanı haktan uzaklaştıran eğlence tesisleriyle meyhaneleri meydana getirmeye çalışmaktadırlar. .

İşte faydalı eserler, işte zararlı eserler… “İşledikleri herşey kitaplarda mev­cuttur. Küçük, büyük, hepsi satır satır yazılmıştır!’ Bunların yaptıkları bü­tün amelleri Rabbim, apaçık ve zahir olan bir kitapta yazıp kayda geçirmiş­tir. Bu yaptıklarının karşılığım ahirette eksiksizce verecektir.

Şehir Halkının Kıssası

13- İnsanlara, halkına elçiler gelen kasabaları anlat:

14- Onlara iki elçi göndermiştik; onu yalanladıkları için üçüncü biriy­le desteklemiştik. Onlar: “Biz size gönderildik” demişlerdi.

15- Kasabalılar: “Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman da bir şey indirmemiştir. Sadece yalan söyleyorsunuz” demişlerdi

Yasin Suresinin Faziletleri

Hadis kaynaklarına baktığımızda Yasin Suresi’ne dair Peygamberimizin pek çok hadis-i şerifini görürüz. Bu hadisler ışığında Yasin Suresi’nin önemini daha iyi bir şekilde anlayabiliriz. ‘Her şeyin bir kalbi vardır, Kur’an’ın kalbi de Yasin Suresi’dir.’ Hadis-i şerifi bizlere Yasin Suresi’nin Kur’an’ın hayat damarlarından biri olduğunu ve Kur’an’ın kalbinden okuyanın kalbine uzanan bir yol olacağını belirtmiştir. Bu nedenle önemi oldukça büyüktür.

Yasin Suresi’nin ismi başında bulunan Huruf’u Mukatta’dan kaynaklansa da Yasin isminden başka isimlerle de anılmıştır.

» Kalbu’l Kur’an: Kur’an’ın kalbi

» Müdafi’a-i Kadiye: Okuyanın ve onunla amel edenin kalbinden ve çevresinden fenalıkları def eden.

» Muimme: Okuyup amel edenler için iki dünya saadetini kazandıran ve bu iki dünyada yaşayacakları korkuları gideren.

» Azime: Allah’ın yanında şerefiyle zikredilen ayetler anlamına gelir.

Yasin-i Şerif’in Faziletleri Nelerdir?

≈ Yasin Suresi bütün dertlere şifadır, O Kur’an’ın kalbidir.

≈ Yasin Suresini geceleri okuyana Kur’an’ın tamamını yedi kere hatim etmiş kadar sevap yazılır.

≈ Yasin Suresi ne niyetle okunursa o niyet hayırlı bir şekilde kabul olunur.

≈ 41 Yasin Suresi hangi murad ile okunursa o murad hâsıl olur.

≈ Geceleri Yasin Suresi okuyanlar Allah’u Teâlâ tarafından affolunur.

≈ Cuma gecesi Yasin Suresi okuyan mü ‘minin ertesi sabaha günahları affedilir.

≈ Deylemi’de geçen bir hadis-i şerife göre Yasin Suresi 10 derde devadır:

1. Aç kalanlar okursa doyar.

2. Çıplak (fakir) okursa giyinir.

3. Bekâr olanlar okursa evlenir.

4. Korkusu olan okursa korkusundan emin olur.

5. Mahzun okuduğunda yüreği ferahlar.

6. Misafir olan ve ya yola çıkan olursa seferde yardım görür.

7. Kayıp olan şey bulunur.

8. Hastalar okursa hastalıkları şifa bulur.

9. Ölü için okunursa ölünün azabı hafifler.

10. Suya susamış kimse okursa suya kavuşur.

≈ Yasin Suresi üç bin harftir ve okunduğunda melekler gökyüzünden inerek onu dinlerler.

≈ Gündüz Yasin Suresi okuyanların sıkıntıları def edilir.

≈ Nafile olarak 20 kere okunduğunda hac sevabı verilir.

≈ Yasin Suresi’ni dinlemek sadaka vermiş kadar sevaptır.

≈ Yasin Suresi’nin yazılıp suya atılması ile oluşan sudan içen kişinin ne hastalığı varsa şifa bulur.

≈ Ölmek üzere olan kişilerin yanında Yasin Suresi okumak ruhunu teslim etmesine kolaylık sağlar.

≈ Her namazdan sonra okuyan kişiye nurani âlem gösterilir.

≈ Yasin okunduğu gün kullar güzel haberler alırlar.

≈ Yasin okunduğunda hayır kapıları açılır ve hayırlar bu kişiyi bulur.

≈ Düşmanı olan okuduğunda düşmanlarından emin olur ve onlarla dost olur.

≈ Yasin okuyan mü’minin yüzü nurlanır ve herkese sevecen görünür.

≈ Yasin Suresi okunan evde bereket artar ve şerler uzaklaşır.

≈ Yasin Suresi okumaya devam eden ve vefat eden kişi şehit olarak vefat eder.

≈ Yasin Suresini yazarak üstünde taşımak büyük bir izzet ve ikram görmeyi sağlar.

≈ 25 kere Yasin Suresi okumak makam mevki sahiplerinin yanında yükselmeyi sağlar.

≈ Borcu olan kişiler 7 gece abdest alıp namaz kıldıktan sonra 3’er Yasin Suresi okurlarsa borçlarından kurtulurlar.

≈ Bir tabağın içerisine misk ve zağferan mürekkebi ile Yasin Suresi yazılsa ve 7 gün sabahları içilse zihin kuvvetlenir, duyulan söz unutulmaz, okunan bilgiler hatırlanır.

≈ Sabah namazının sünneti ve farzı arasında Yasin Suresi okuyan kişiye melekler dua eder.

≈ Yasin Suresi içerisinde geçen ayet sonlarındaki ‘Mübin’lerde istenilen hacet söylenirse Allahu Teâlâ tarafından kabul edilir.

≈ Rızkı dar olanlar ve bereket isteyenler Yasin Suresi’ni bol bol okumalıdır.

≈ Yasin Suresi okumak ahlakı güzelleştirir.

≈ Gurbette olan sılasına kavuşur.

≈ Yasin Suresi’nden dersler alan ve hayatına uygulayan kişiler için Allah’ın rahmeti ve bereketi de artacaktır.

Yasin suresini okumanın faydaları nelerdir?

Aç olanın karnı, tok olur ummadığı yerden rızk gelir,
Susuz olduğu halde kanıncaya dek su bulur.
Kıyafeti olmayan kıyafet bulur,
Hastanın eceli gelmemişse şifa bulur,
Eceli gelmiş hasta ölüm acısını duymaz,
Öldüğü esnada, Cennet meleklerini görür,
İnsan korkusundan emin olur,
Misafir ve garip yardımcı bulur,
Bekarların eş bulup evlenmesi kolay olur,
Gayb olan şey bulunur.

Neden Yasin ismini almıştır?
Yasin diye başladığı için bu ismi almıştır.

Yasin suresinin içeriği nedir?
Belli başlı konular olarak; Peygamberimizin sallallahü aleyhi ve sellem peygamberliği doğrulanmakta, inkar edenle kabul etmeyenleri tehtit etmekte, eski milletlerin inkar ettiklerinden dolayı başlarına gelen azap ve felaketler, insanlar gafletten uyanmaya çağrılmakta, Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem teselli edilmekte, Allah’ü tealanın büyüklüğünün ve kudretinin anlatıldığı, ahirete inanmayan her insanın nasıl pişman olacakları, inananların müslümanların ise çok büyük mükafatlara kavuşacakları anlatılmaktadır.

Yasin suresi başı açık ve abdestsiz olarak okunur mu?

Kuran Allah’ın bir kelamıdır. Vakıa suresi 79. ayette derki “ Kur-ana temizlenelerden başkası el süremez.” emrinden yola çıkarak Kur-anı Kerim’e abdestsiz dokunmak doğru değildir. Bunu farklı yorumlayanlar olsa da İslam alimlerimizin ortak görüşü olan Kur-ana abdestsiz dokunmanın yanlış olduğudur.
Fakat abdesti olmadığı ve el dokundurmadan Kuran’dan okuması veya ezberinden bildiği ayet ve sureleri okuması da caizdir.
Cenabet bir kimse Kur-anaa el dokundurmadığı gibi okuyamaz da. Ayet-el kürsi, ihlas ve fatiha ayeti ve sureleri okumak isteyen biri sadece dua niyetiyle okursa caiz olur.
Bayanlar da başı açık Yasin suresi okuyabilir. Ancak Kur’anaa saygıdan başı kapalı olması daha iyidir.

Yasin suresinin Kuran’ın kalbi olarak gösterilmesinin sebebi nedir?

Müslümanların çok fazla okuduğu bir suredir ve başka surelere göre fazla rağbet görmektedir. Peygamberimiz Hz Muhammed (SAV)’in Yasin suresi hakkında söylediği ve okunmasını tavsiye ettiği bazı hadisler vardır. Bu hadislerin bazılarında soruda da olduğu gibi “Yasin, Kur’anın kalbidir.” cümlesi geçmektedir:
“Her şeyin bir kalbi vardır ve Kur’anın kalbi de Yasindir. Kim Yasin’i okursa, Allah Kur’anı on kere okumuş gibi sevap yazar.”

“Yasin suresi Kur’anın kalbidir ve Allah’ı ahiret gününü isteyerek Yasin okuyan birinin geçmiş günahı affedilir ve onu ölülerinize okuyunuz.”

Bu sure, kirlenen canlara ve ruhlara, temizlenmiş kanla hayat bahşeden ve çarpıp duran manevi bir kalp yerindedir.
Fatiha Suresinin Kur’anın bir özeti olması nasıl “Ümmül Kitap-Kitabın Anası” denilmişse, Yasin Suresi için de “Kur’anın kalbi”denilmiştir. Sureye böyle denilmesinin diğer nedeni onları durgunluktan kurtarması ve etkileyici üslupta ruhları harekete geçirmesidir.
Kalp vücudun emridir ve Yasin Suresi de Kur’an surelerinin emri hükmündedir.
Ayrıca bu surede kıyamet, yeniden dirilme ve Allah’ın zikri ile ilgili yazılar vardır. Bu yazıları okuyan ve dinleyen her kimse, o hallere, durumlara bir ülfet ve yakınlık hisseder.

Yasin suresi ne zaman okunur?

Üç ayın sultanı Ramazan ayının her gün ayrı ayrı niyet ile bir tane Yasin suresi okunur ve niyetlerle okunan Yasin-i Şerif okuyan her kimsenin feyzinin çoğalmasına vesile olduğu ve derde deva olacağı ümit edilir.
1. Gün: Allah’ın rızasına ermek niyetiyle,
2. Gün: Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed için,
3. Gün: Hz. Adem’in ruhu için,
4. Gün: Hz. Havva’nın ruhu için,
5. Gün: Hz. Ebu Bekir’in ruhu için,
6. Gün: Hz. Ömer’in ruhu için,
7. Gün: Hz. Osman’ın ruhu için,
8. Gün: Hz. Alinin ruhu için,
9. Gün: Hz. Fatıma’nın ruhu için,
10. Gün: Hz. Aişe’nin ruhu için,
11. Gün: Hz. Hasan’ın ruhu için,
12. Gün: Hz. Hüseyin’in ruhu için,
13. Gün: Hz Zeyne Abidin’in ruhu için,
14. Gün: Ashabı Kiramın ruhlarına adamak için,
15. Gün: Kur’anı Kerim’e müstağrak olsun diye,
16. Gün: Ruhunu teslim etme vesilesinin olması için,
17. Gün: Kabir sualini kolay geçmesine vesile olsun diye,
18. Gün: Nekir ve Münkerin sualleri kolay olsun diye,
19. Gün: Kur’anın kabrini aydınlatması vesile olsun diye,
20. Gün: Kur’anın kabrinde yoldaş olması niyetiyle,
21. Gün: Mizanında hayrının ağır gelmesine vesile olsun diye,
22. Gün: Sıratı kolay geçmeye vesiel olsun diye,
23. Gün: Arşı Alanın gölgesinde gölgelenmeye vesile olsun diye,
24. Gün: Hediye niyetiyle,
25. Gün: Yüce Peygamberimize komşu olmak niyetiyle,
26. Gün: Azrail A.S’ın hoş gelmesine vesile olsun diye,
27. Gün: Büyük ve küçük tüm günahlarının affı kabul olsun diye,
28. Gün: Yüce Rabbimizin Cemalini görmeye vesile olsun diye,
29. Gün: Tüm Müslümanların selameti niyetiyle,
30. Gün: Cenab-ı Hakka emanet etmek niyetiyle okunur.

30. günde Yasin-i Şerif okuduktan daha sonra;

”Ya Rabbi! Okuduğum Yasin-i Şeriflerin sevabını ve senin yüce katına emanet ediyorum. Senden başka ibadete layık ilah yoktur ve kemaliyle bilen ve işitensin.” denilerek niyazını ve duasını okumalı.
Yasin’i ne maksatla okursan ona yetişirsin be ayrı ayrı niyetlerle Ramazan’da Yasin suresini okuyan insanın niyetleri ve muratları gerçekleşecek demektir.Kısacası Yasin’i Şerif müstesna bir suredir, faziletleri oldukça fazladır, bunun önemi iyi kavranmalı ve uygun davranılmalıdır.

Yasin Suresi ile İlgili Hadisler

Bu sûrenin fazileti hakkında birçok hadis rivâyet edilmiştir. Bunların kimi sahih, kimisi garip, kimisi de zayıf olmakla beraber toplamı, Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem), bu sûreye gerçekten fazla önem verdiğini gösterir.

1. Tirmizî’nin rivâyet ettiği bir hadise göre: “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’ân’ın kalbi de Yâsîn’dir. Kim Yâsîn’i okursa Allah onun okumasına, Kur’ân’ı on kere okumuş gibi sevap yazar” (Bu hadisin açıklamasını, bu bölümün sonunda, sûrenin tefsirine başlamadan önce vereceğiz.
lûsî bu hadisle ilgili olarak şu bilgiyi kaydeder: “Ma’kıl b. Yesâr’dan sahih olarak rivâyet edilmiştir ki, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Yâsîn, Kur’ân’ın kalbidir” buyurmuş ve bu, O’nun isimlerinden biri sayılmıştır. Hüccetü’l-İslâm İmam Gazzâli buna bir gerekçe olmak üzere bu sûrede haşrin ve neşrin (kıyâmet olaylarının) en edebî ve en güzel bir şekil üzere anlatılmış olduğunu, haşri ve neşri kabul etmenin de imanın kalbi mevkiinde bulunduğunu söylemiştir.

2. Başka bir hadiste de Resûlullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’ân’ın kalbi de Yâsîn’dir. Ümmetimden her bir insanın kalbinde Yâsîn sûresinin olmasını isterdim!”

3. Diğer bir hadiste ise Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Yâsîn, Kur’ân’ın kalbidir. Allah’ı ve âhiret gününü arzu ederek Yâsîn okuyan kimsenin geçmiş günâhı affedilir. O’nu ölülerinize okuyunuz” buyurmuştur.

4. “Herhangi bir kimse gece Yâsîn sûresini, Allah’ın rızâsını kazanma düşüncesiyle okursa, o kimsenin o geceki günahları affedilir.” Diğer bir rivâyette: “Herhangi bir kimse gece-gündüz Yâsîn sûresini, Allah’ın rızâsını kazanma düşüncesiyle okursa, o kimsenin günahları affedilir.”

5. “Kim sabahladığında Yâsîn sûresini okursa, akşama kadar kendisine işlerin kolaylığı verilir. Kim de akşamladığında gecenin başında Yâsîn sûresini okursa, sabaha kadar kendisine işlerin kolaylığı verilir.”

6. “Yahyâ b. Ebî Kesîr şöyle demiştir: Bana ulaşan habere göre; “Kim gece Yâsîn sûresini okursa, sabaha kadar sevinç içinde olur. Kim de sabah Yâsîn sûresini okursa, akşama kadar huzur içinde olur.” Bu haberi bana, bu söylediğimi tecrübe eden birisi, haber verdi. Bunu Sa’lebî ve İbn Atiyye zikretti. İbn Atiyye, “tecrübe bunu doğrulamaktadır.” demiştir.

7. “Cuma gecesi kim Yâsîn sûresini okursa, günahları affedilmiş olarak sabahlar.”

8. “Yüce Allah, dünyayı ve gökleri yaratmadan bin sene önce Tâhâ ve Yâsîn sûrelerini okudu. Melekler okunan Kur’ân’ı işitince: ‘Kendilerine bu kitabın indirileceği ümmete, O’nu ezberleyecek sînelere ve O’nu okuyacak dillere müjdeler olsun.’ dediler.”

9. “Cennet ehlinden Kur’ân kaldırılacak, onlar Tâhâ ve Yâsîn sûreleri hariç başka bir şey okumayacaklar.”

10. “Ölen/ölmek üzere olan birisinin yanında Yâsîn okunursa, Allah onun halini hafifletir”

11. “Her kim anasının-babasının veya bunlardan birinin kabrini her cuma ziyaret eder de yanlarında Yâsîn okursa, her harfinin sayısınca ona mağfiret edilir”