Vaaza Başlama Duası Türkçe Okunuşu Anlamı

Vaaza başlama duası öncelikle vaaz, herhangi bir konuda insanları iyiliğe sevk etmek icin soylenen soz, nasihat, oğut, bir kimseye kalbini yumuşatacak surette sevap ve ikaba dair soz soylemek, nasihat etmek demektir.Peygamberimiz (s.a.s.), bu gorevi en guzel şekilde yerine getirmiş ve insanlara ornek olmuştur. Her hayırlı işte olduğu gibi vaaza başlarken de Allah’a hamd ve Resulune salavat getirmek, Peygamberimiz (s.a.s.)’in sunnetidir.Yapılacak vaaz konusu ile ilgili en az bir ayet ve hadis zikredilir ve işlenecek konuya başlanır.

Sohbete başlamadan önce abdest almak ve sohbet esnasında abdestli olmak kişiyi manen güçlü kılar. Sözlerin ve sohbetin tesirli olması ihlaslı ve samimiyetle kalpten söylenmesi gerekir. Bu nedenle kalpteki tesiri kıran günah ve hatalardan arınmak için tövbe ve istiğfar etmek gerekir bu nedenle 3 ,5 veya 7 defa tövbe istiğfar ediyoruz.

Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe’l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûmü ve etûbü ileyh.

Daha sonrasında Euzu besmele getirilir

Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim.

Elhamdülillahi Rabbil alemin..Vessalatü vesselamü ala rasulina Muhammedin ve ala alihi va sahbihi ecmain.

Sohbetin sonunda Bakara suresi 32. Ayetle bitiriyoruz.

Subhaneke Lâ ilme lena illa mâ allemtenâ inneke entel alimul hakim.

İlmihal bilgileri ya da farklı bir konuda insanları iyiliğe yöneltmek için söylenilen söz, nasihat, insanlara kalplerini yumuşatacak şekilde güzel söz söylemek, nasihat etmek anlamlarına gelir. Allah Rasulu (s.a.v.), bu mubarek görevi en güzel surette yerine getirmiş ve insanlara güzel örnek olmuştur. Her hayırlı işin başında olduğu gibi vaaza başlarken de Allahu Tealaya hamd etmek ve Resulune(s.a.v.) salavat okumak, Allah Rasulunun (s.a.v.)sünnetidir. (Ebu Davud, Edeb, 21; İbn Mace, Nikah,19)

Vaaz, hutbe gibi zorunlu olmamakla birlikte hayatımızda son derece önemli yer tutan bir görev ve her müslümanın vazifesidir. Zira insanları iyiliğe davet edip, kötülükten sakındırmak müslümanların üzerine farz-ı kifayedir.

Allahu Teala bir ayet-i kerimede; “Sizden, hayra davet eden, iyiliği emreden, kötülüklerden sakındıran bir cemaat bulunsun, işte gerçek manada kurtuluşa erenler bunlardır” buyurmaktadır (Al-İ İmran Sursesi 104).

Vaaza Başlama Duası Türkçe Okunuşu Anlamı

Allahu Teala bir ayet-i kerimede; “Rabbinin yoluna hikmet ve güzel sözle davet et. Onlarla güzellikle mücadele et. Muhakkak ki Rabbin doğru yoldan sapanı da, hidayet üzere olanları da çok iyi bilir” (Nahl, 16/125) buyurmuştur.

Allah Rasulu (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde; üç defa ard arda “Din nasihattir.” (Buharî, Ahkâm, 43; Müslim, İman, 22) buyurmuşlardır.

Bu ve benzeri ayetler ve hadis-i şerifler vaaz ve irşadın inançlı müslümanların hayatındaki yerini ve önemini anlatmaktadır.

Vaaza başlarken konu ile alakalı en az bir ve ya bir kaç ayet-i kerime ve hadis-i şerif okunulur ve nasihat edilmek istenilen konuya başlanır.

Vaaza başlama duası ;

Elhamdulilllahi Rabbil Alemin

Ve’s-selatu ve’s-selamu ala seyyidina Muhammedin ve alihi ve sahbihi
Vaaza Başlama Duası

ecmain

Salli ala rasulina Muhammed Salli ala tabibikulubina Muhammed Salli ala şefi’i zunubina Muhammed

Rabbi’ş-rahli saadri ve yessirli emri ve’h-lul ugdeten min lisani yefgahu gavli

Subhaneke la ilmelena illa ma allemtena inneke ente’s-semiul alim

Ve tub aleyna ya mevlana inneke ente’t-tevvabu’r-rahim

Vehdina ve fekkına ile’l-hakkı ve ila tarıkin mustagım

Bi beraketi’l-kur’anil azim ve bi hurmeti men erseltehu rahmeten lil alemin

Ve galellahu fi kitabihi’l-kerim

Euzu billahimineşşeytanirracim

Bismillahirrahmanirrahim. denilir, konu ile ilgili ayet-i kerime okunur ve vaaza başlanır.

Günahlarımızın şefaatçisi Hz. Muhammed’e salât getirin.

Ey Rabbim! Göğsümü genişlik ver, işimi kolay eyle.

Dilimde ki bağı çöz ki sözüm anlaşılsın.

(Ya Rabbi)

Seni tüm eksik ve noksan sıfatlardan tenzih ederim.

Senin bize öğrettiğinin haricinde bizim ilmimiz yoktur.

Şüphesiz Sen, her şeyi hakkı ile i bilen, her işinde hikmet sahibi olansın.

(Ya Rabbi)

Seni eksik ve noksan sıfatlardan tenzih ederim.

Senin bize verdiğin anlama gücü dışında bizim anlamaya imkanımız yoktur.

Şüphesiz Sen sonsuz cömert ve sonsuz ikram sahibisin.

Kovulmuş Şeytanın şerrinden Allahu Tealaya sığınırım.Rahman ve Rahim olan Allahu Tealanın ismi ile.”

Salat ve selam Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in, ailesinin ve bütün ashabının üzerine olsun.

Vaaz’dan sonra yapılacak dua

الَْحَمْدُ رَبِّ الْعَالَم وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى اٰلِهِ وَاَصْحَابِهِ اَجْمَع۪ينَ صَلُّوا عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ صَلُّوا عَلَى طَبي۪بِ قُلُوبِنَا مُحَمَّدٍ صَلُّوا عَلَى شَفي۪عِ ذُنُوبِنَا مُحَمَّدٍ رَبِّ اشْرَحْ لِى صَدْرِى وَيَسِّرْ لِى اَمْرِى وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِى يَفْقَهُوا قَوْلِى سُبْحَانَكَ لَاعِلْمَ لَنَا اِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلي۪مُ الْحَكي۪مُ سُبْحَانَكَ لاَ فَهْمَ لَنَا اِلاَّ مَا فَهَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْجَوَادُ الْكَري۪مُ اَعُوذُ بِا لِّٰهل مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجي۪مِ بِسْمِ الِّٰهل الرَّحْمٰنِ الرَّحي۪مِ

Elhamdulillahi Rabbi’l-Ğalemin. Ve’s-Salatü ve’s-Selamü ğala Rasulina Muhammedin ve alihi ve Sahbihi ecmeğin. Sallu ğala Rasulina Muhammed. Sallu ğala Tabibi Gulubina Muhammed. Sallu ğala şefiği zünubina Muhammed. Rabbi’şrah li sadri ve yessir li emri vehlul ğugdeten min lisani yefgahu gavli. Sübhaneke la ğılme lena illa ma ğallemtena inneke ente’s-Semiğu’l-ğalim. Ve tüb ğaleyna ya Mevlana inneke ente’t-Tevvabü’r-Rahim. Vehdina ve veffigna ilel hakkı ve ila tarigımmüstegim. Bi beraketü’l-Kur’ani’l-Ğazim ve bi hürmeti men erseltehu rahmeten lil Ğalemin. Ve Galellahu fi kitabihi’l-Kerim. Eğuzu billahi mine’ş-Şeytani’r-Racim. Bismillahirrahmanirrahim. Sadegallahulğazim.

Anlamı

Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun
Salât ve selâm Peygamberimiz Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem)’in ailesinin ve bütün ashabının üzerine olsun. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e salât getirin, Kalplerin tabibi Hz. Muhammed’e salât getirin
Günahlarımızın şefaatçisi Hz. Muhammed’e salât getirin, Ey Rabbim! Göğsümü ferah eyle, işimi kolaylaştır
Dilimin bağını çöz de sözümü anlasınlar.Ben işimi Allaha bırakıyorum. Şüphesiz Allah kullarını görür
Ya Rabbi Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Senin bize öğrettiğinin dışında bizim ilmimiz yoktur.
Şüphesiz Sen, her şeyi en iyi bilen, her işi hikmetli olansın. Ya Rabbi Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim
Senin bize gerçeği anlattığının dışında bizim anlama imkânımız yoktur. Şüphesiz Sen çok cömertsin ve çok ikram sahibisin Kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığınırım Rahman Rahim Allah’ın adı ile

Vaaz biterken okunacak dua

Ey Yüce Allah’ım!..

Şu anda yüce huzurunda bulunuyoruz. Sana bütün kalblerimizi açıp yalvarıyoruz. Bu makamdan yapılan vaaz ve nasihatleri ve bunun arasında okunan ayet-i kerîme ve getirilen salavat-ı şerifleri dergah-ı uluhiyyetinde kabullerin en güzeliyle makbul ve değerli eyle…

Bundan elde edilen sevabı ins ve cinlerin peygamberi, yaratılanların en şereflisi ve insanlığın kurtarıcısı olan Hazret-i Muhammed’in, yeryüzünde O’nun bayrağını ve Allah’ın emanetini binbir türlü eziyetlere rağmen yılmadan şeref ve ululukla omuzlarında taşıyan diğer peygamberlerin; küfrün keskin ve insafsız kılıcına karşı göğsünü siper eden ve gerekince bu uğurda canını feda edebilen sahabelerin ve bütün mü’min ve Müslümanların ruhlarına ihda eyledik, vasıl eyle ya Rabbi!.

Buraya yakından ve uzaktan teşrif eden ve bu anda burada bulunanları meşkur, amellerini makbul, günahlarını mağfur, din ve dünyalarını ma’rnur, düşmanlarını makhur, ticaretlerini lentebur eyle ya Rabbi!.

Gözlerimiz perdelenip, sevdiğimiz şu güzel dünyamızı görmez olduğu zaman, gözlerimiz Cennet-i a’la ve cemal-i Muhammed Mustafa’ya nazır ve hayran, sağımızda Kur’an, göğsümüzde iman, dilimizde; “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resulüh” “Allah, Allah” diyerek çene kapamak hepimize nasib ve müyesser eyle ya Rabbi!,.

Vaaz ve nasihat eden aşağıdakilere dikkat etmelidir:

1- Nasihat eden, yumuşak, mütevazı olmalıdır! Kur’an-ı kerimde, (Âl-i İmran suresinde) Allahü teâlâ, Peygamber aleyhisselamın yumuşak davrandığını, bilfarz kaba ve katı yürekli olsaydı, etrafında kimse kalmayıp dağılmış olacaklarını bildirmektedir. Demek ki, söylenilen söz, ne kadar kıymetli ve hikmetli olursa olsun, güler yüzlü, yumuşak olmadıkça, sözlerin tesiri olmaz. İnsanların hayırlısı, herkesle iyi geçinendir. İnsanların şerlisi ise geçimsiz olandır. Şu halde mütevazı olup, herkesle iyi geçinmelidir!

2- Daima doğru konuşmalı, yalandan uzak durmalı, ihtilaflı konulara girmemelidir! Hazret-i Lokman Hakim’e bu dereceye ne ile çıktığı sual edildiğinde, (Doğru konuşmak, emanete riayet etmek ve bana gerekmeyeni bırakmakla) buyurdu.

3- İnsanları yoracak kadar uzun anlatmamalıdır!

4- Daha çok, kendisinin amel ettiği, tatbik ettiği hususları söylemelidir! Çünkü Allahü teâlâ, (İnsanları iyiliğe teşvik edip de kendinizi unutur musunuz? Niçin kendi yapmadıklarınızı başkalarına söylersiniz) buyurmaktadır. (Bekara 44)

Başkalarına, (Şunu yapmayın) der de, kendisi onu yaparsa, sözü tesirli olmaz. Mesela gıybet etmeyin dediği halde, kendisi gıybet eden, hem insanların, hem de Allahü teâlânın yanında kıymetten düşer.

5- Umumi konuşmalı, herkese hitap etmeli, devamlı bir kişiye bakmamalıdır!

6- Allahü teâlânın rahmetinden ümit kesici, azabından emin olucu şekilde konuşmamalı, korku ile ümidi bir arada söylemelidir! Bir gün Allahü teâlânın rahmetinin bolluğundan bahsederken, başka bir zaman da azabının şiddetinden bahsetmelidir!

7- Eğer konuşmayı uzatacaksa, insanların hoşlandığı şeyleri, güzel menkıbeleri anlatmalıdır! Hazret-i Ömer, ahiretten bahseder, dinleyenlere ağırlık çöktüğünü görünce, dünya işlerinden bahsederdi. Onların açıldıklarını görünce, tekrar ahiret konusuna dönerdi.

8- İhsan sahibi olmalı, alıcı değil verici olmalıdır! Veren elin, alan elden üstün olduğunu bilmelidir! Hazret-i Ali, (Her şeyin bir kıymeti vardır. İnsanın kıymeti ise, ihsanı ve edebidir) buyurdu. Her işte, her yerde edebi muhafaza etmelidir!

9- Faydalı şey anlatmalıdır! Kulağa hoş gelse de, faydasız şeylerden uzak durmalıdır! Hikmet ehli diyor ki:
(Faydalı ilim ve edep, öyle bir kazançtır ki, onları hiçbir hırsız çalamaz. Bunlar Cennetin ziynetidir. Din ve dünya güzelliği bunlardır.)

10- Öğrendiği ilmi kâfi görmemelidir! Çünkü Kur’an-ı kerimde, her ilim sahibinin üstünde bir âlim bulunduğu bildirilmektedir. (Yusüf 76)

Öğrendiği ilimle, insanlara faydalı olabilmek için, dinin yayılmasına hizmet etmelidir!