Sübhaneke Duası Okunuşu Anlamı

Sübhaneke duası, her Müslümanın bildiği okuduğu ve sık sık tekrarladığı eşsiz kıymetli dualarımız arasındadır. Hemen hemen her çocuk dua öğrenmeye, önce besmele ve hemen ardından sübhaneke ile başlamıştır. Bunun sebebi ise sübhaneke duasının oldukça kısa olmasıdır. Sübhaneke duasının kısalığının kolay öğrenilirliğinin aksine içeriği oldukça geniş ve anlamlıdır. Her dua gibi sübhaneke duasının da kendine göre anlam ve islami yeri ve işleyişi vardır. Anlamında büyük derinlik ve Allah’a övgü dolu anlamlar taşıyan ve ona hamd dolu çok eşsiz bir duadır.

Sübhaneke duası; tahıyyat salli-barik Rabbena kunut duaları gibi namazda okunan dualar arasında yer almaktadır. Sübhaneke duası hariç saydığımız bu duaların hepsi oturarak okunan dualardır. Ancak sadece sübhaneke duası ayakta okunan tek duadır. Sübhaneke duası namaza başlarken okunan ilk duadır. sübhaneke duası namaza niyet edilip ( örneğin niyet ettim Allah rızası için yatsı namazının ilk sünnetini kılmaya.) gibi ve ardından kamet edilip( Allahü ekber diyerek.) eüzübesmele çekilip okunur. Sübhaneke duası namazda surelerden önce okunur ve tek ayakta okunan duadır. Sübhaneke duası namaz kılınırken her sünnet ve farzların başında okunur ve hemen ardından surelerle namaza devam edilir.

Sübhaneke duasının okunuşu:

Sübhanek’ellahümme ve bi hamdik. Ve teba-k’esmük. ve teala ceddük. (Ve celle senaük). Ve la ilahe ğayrük. (Amin)

Sübhaneke duasının Türkçe meali şu şekildedir:

Allah’ım sen eksik sıfatlarından pak ve uzaksın. Seni daima böyle takdis eder ve överim; Senin adın mübarektir, azamet ve celalin yüksektir.Seni övmek yücedir ve senden gayrı ilah yoktur.
Sübhaneke duasının manzum bir tercümesi de şu şekildedir: Eksik sıfatlardan ari Allah’ım, seni teşbih eder överim daim. Adın mübarektir sen’in, o koca, varlığın her şeyden üstün ve yücedir.

Sübhaneke duası bu şekillerde tercüme edilmiştir. Elbette ki sübhaneke duası da diğer dualar gibi içinde hikmet ve hayır barındırır. Kolay okunurluğu ve kısalığını göz önünde tutacak olursak anlamına bakıldığında Allah’a karşı oldukça övgü dolu ve yüceltici ifadeler yer almaktadır. Şüphesiz ki Allah bizden hiç bir şeyi sebepsiz yapmamızı istememiştir. Sübhaneke duasının okuma şekli ve usulü de bu sebeptendir. Sübhaneke duası belki de bu övgü dolu anlamı nedeniyle namazda ilk olarak surelerden bile önce okunan bir duadır. Yine küçük çocuklarımızın islamı tanırken okuduğu ilk dualar arasında olması da buna belki bir işarettir. Allah’a övgüler dolu ve yüceltici sözlerinde bulunduğu bu dua minik çocuklarımızın da ilk öğrendiği dualar arasındadır. Bu da Allah’ın bize bir hikmetidir. Çünkü bu kadar derin ve özel anlam içeren bir duanın bu kadar kısa ve net olması ve küçük çocukların kolaylıkla öğrenmesi elbette ki tesadüf olamaz. Kısacası sübhaneke duası Allah’ın bize okumayı emrettiği muazzam ve eşsiz bir duadır.

Rivayetlere göre Sübhaneke duasını oluşturan cümleler Hz. Adem (Aleyhisselam)’e aittir ve ona da bizzat Allah u Teala tarafından öğretilmiştir. Yani Kur’an-ı Kerim’de geçen bir ayet değildir ama yine Allah’ın sözüdür.

Hz. Adem (Aleyhisselam) cennette Allah’ın yasakladığı meyveyi yeyip de yeryüzüne inince, cennetin yaşama şartları ile dünyanın yaşama şartları arasındaki korkunç fark karşısında elbette zorlanmıştır. Ayrıca işlediği hatadan dolayı da Allah’tan özür dilemek, tövbe etmek istemiştir. İşte hem tövbe, hem de dünyada bir takım zorluklar karşısında Allah’tan yardım dilemek üzere el açıp dua etme ihtiyacı hissedince, Rabbi onu başıboş bırakmamış, tabiri caizse hem yeryüzüne indirip ceza vermiş, hem de onu affetmek için yine elinden tutmuş, yardımcı olmuştur.

Sübhâneke Duası Faziletleri

Sübhaneke (seni noksan sıfatlardan tenzih ederim) Allahümme (ey Allah’ım) ve bi hamdik (sana hamd ederiz) vetebara (alidir,yücedir) kesmük (senin ismin) veteala(yine yücedir) ceddük (senin şanın) velailahe (hiçbir ilah yoktur) gayruk (senden başka)

Allah Azze ve Celle Meleklere Arşı kaldırmalarını emir ettiğinde. Melekler arşı kaldırmakta çok zorlanmış. Bu hal üzerine Allah Azze ve Celle Sübhaneke duasını okumalarını emir etmiş ve Duayı okuduktan sonra üzerlerinde ki o ağır yük hafiflemiştir.

Bizlerde namazımıza başlamadan önce okumuş olduğumuz Sübhaneke duasıyla; Nefis ve Şeytanın, üzerimize serpmiş olduğu ölü toprağını. Bütün güç ve iradenin yalnızca kendisinde toplanmış olduğu o yüce makamdan, Bu duanın hürmetine kaldırmasını talep ediyoruz. Dilimiz ile söylemesekte, halimizle o makama şöyle sesleniyoruz ;

“Ya Rab, arşı taşıyan meleklerinin, bu dua hürmetine üzerindeki yüklerini nasıl hafiflettiysen. Bizimde üzerimizdeki yükleri öyle hafiflet. İbadetimizden feyiz almamızı kolaylaştır.” Diyerek o kutsiyet ötesi makamdan yardım talep ediyoruz.

Muhammed Sıddık Haşimi Hazretleri bu konu ile alakalı şöyle bir sohbeti olmuştu;

Nefis ve şeytan namaz kılacak bir kimsenin ibadetini engelleyemez ise; namaz ehlinin, kalbine telkin ettikleri vesveseler ile kılacağı namazını zorlaştırmaya çalışırlar. Bu ikili, yapmış oldukları oyunda başarılı olurlarsa; Kulun, Rabbine yapmış olduğu ibadetin samimiyetini körelttiği gibi, namazın ihlas ve feyzini azaltmış olurlar. İşte Sübhaneke duası, bu devrede araya girer. Elmas bir kılıç misali, ejderhalaşmış, ibadetin ruhunu ve samimiyetini yutmaya hazırlanan bu fitnenin başını gövdesinden ayırarak ibadetin ihlas ve feyzini korumuş olur.

Rabbimiz, İbadetlerimizden alacağımız zevk ve neşeyi arttırsın. Kıldığımız her namazı, bir miraç heyecanı ile yapmamızı nasip etsin. Kendine inanan kullarını kendi ikliminde dirilterek gören gözü, duyan kulağı, söyleyen ağzı olsun AMİN…..

Sübhâneke’nin Tefsiri:

Duamızı kelime kelime parçalar halinde anlamamız gerekirse ilk sözden başlayalım: ”Sübhaneke” ne demektir?

“Sübhâneke’nin ” Arapça’da (S-B-H) bizim bildiğimiz “tesbih” kökünden gelen bir kelime olarak “Ya Rabbi ben seni tesbih ederim” demektir. Ancak “tesbih etmek” ne demektir? Bildiğimizi zannettiğimiz ama gerçek detayıyla bilmediğimiz bu kelimenin anlamı şudur: Tesbih, “Allah’ı kemal sıfatlarla muttasıf, noksan sıfatlardan münezzeh tutmak” demektir. Peki bu kulağımıza ağır gelen cümlenin manası nedir? O da şu demektir: Kemal sıfatlar; iyi, hoş, güzel, tam, olgun, mükemmel… olan her türlü sıfatlar demektir. Kemal sıfatlarla muttasıf olmak ise Allah’ın bu sıfatlara sahip olması, bu özelliklerin Allah’a yakışması demektir. Örnek vermek gerekirse: Adil olmak, bilgili olmak, cömert olmak, güçlü olmak, hakim olmak, büyük olmak… gibi sıfatlar kemal sıfatlardır ve Allah u Teala bu sıfatlara sahiptir, bu özellikler Allah’a yakışır.

Noksan sıfatlar ise bunun tersine; kötü, çirkin, nahoş, eksik, nakıs…olan sıfatlar demektir. Noksan sıfatlardan münezzeh olmak ta Allah’ın bu kötü sıfatlardan uzak olması, bu çirkin özellikleri Allah’tan uzak tutmak demektir. Örnek verirsek: Cahil olmak, zalim olmak, cimri olmak, zayıf-aciz olmak… gibi sıfatlar noksan sıfatlardır ve Allah u Teala bu sıfatlardan uzaktır, bu özellikler Allah’a yakışmaz.

Bu açıklamadan sonra yeniden manaya bakarsak; bir insan Sübhaneke Allahümme veya Sübhanallah demekle, şunu demek istiyor: Ey Allahım, sen Adilsin-zalim değilsin,

Alimsin-cahil değilsin,
Görürsün-kör değilsin,
Duyarsın-sağır değilsin,
Canlısın-ölü değilsin,
Güçlüsün-zayıf değilsin.

Yani ne kadar iyi sıfat varsa bunların hepsini sayıp, Allah’a izafe etmiş; ne kadar kötü sıfat varsa bunların hepsini sayıp, bu sıfatları Allah’tan uzak tutmuş oluyor.
Tabii ki bir insan ne kadar düşünüp taşınsa da bu sıfatların hem iyisini, hem kötüsünü sayarken; unuttuğu, hata ettiği, zikredemediği noktalar olabilir. Ama bir kerecik “Sübhanallah” demekle bunların hepsini tek tek sayıp dökmüş gibi Allah’ı anmış oluyor. İşte Sübhaneke Allahümme veyahut Sübhanallah kelimesi böyle bereketli bir ifade oluyor. Bir insan namazın başında Sübhaneke’yi okumakla daha ilk kelimede sınırsız, sonsuz bir şekilde Allah’ı kolayca anmış oluyor.