Şeytandan Korunmak İçin Dua

Şeytandan korunma duası; Şeytan bir cin grubundan olup ateşten yaratılmış bir varlıktır. Dünya var olduğu zamandan bu yana yaratılmış olup ta kıyamete kadar da yaşayacak olan bir varlıktır. Şeytan dünya gözüyle görülmeyen ancak manevi alemde yaşayan bir mahlukattır. Bu varlık öteki dünyada Allahü Teala’nın emrine karşı gelip Hz Adem’e secde etmeyip O zamandan günümüze kadar insanlara düşman olduğunu açıkça ilan etmiştir. O zamandan günümüze kadar uzanan ve kıyamete kadar da gidecek olan zamanda insanoğluyla uğraşacaktır.Bu varlıkların da insanlar gibi nefisleri vardır Çünkü onların da bizim gibi toplulukları ve teşkilatları cemaatleri vardır. Onlar insanoğlunu baştan çıkarıp küfre götürmek için var güçleriyle uğraşadırlar.

“Allah, onların hepsini bir araya topladığı gün, «Ey cinler (şeytanlar) topluluğu! Siz insanlarla çok uğraştınız» der. Onların insanlardan olan dostları ise: «Ey Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık ve bize verdiğin sürenin sonuna ulaştık» derler. Allah da buyurur ki: «Allah’ın dilediği zamanlar hâriç, içinde ebedî kalacağınız yer ateştir.» Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, bilendir.” (En‘âm, 128)

Bir hadîs-i şerifte de şeytanın insan bedeninde kanın dolaştığı gibi do­laştığı bildirilmiştir. (Buhârî, Ahkâm, 21; Bed’ü’1-halk, 11)

Şeytanlardan veya kötü cinlerden korunmanın birinci ve en sağlam yolu, Allah ve Resûlü ile çok iyi bir münasebet kurmak, Kur’ân ve Sünnet’i hayatımızın her alanına tatbik etmek, gönülde derinleşerek iffetli ve nezih bir hayat yaşamaktır.

Bir taraftan bunları yaparken, diğer taraftan da şeytanların sızabileceği hiç bir boşluk ve günah penceresi bırakmamak gerekir. Mâneviyat âlemimizde açılan bir gedik, onların sızmasına zemin hazırlayabilir. Zira cinler ve şeytanlar, insanların günah işleyerek açtıkları menfezlerden girerler ve onları çepeçevre kuşatırlar. Bu sebeple, işlenen her günah, şeytan ve habis cinlere açılan kapı ve pencere durumundadır.

Günümüzde bir kısım gazete, televizyon, gayr-i meşrû eğlence yerleri ve internet siteleri âdeta şeytanın yayın organları gibi çalışmaktadır. Bunlar insanları devamlı günahlara sevk etmekte, yaratılış maksadına zıt mecralara sürüklemektedirler. İnsan bu tür vâsıtalara ne kadar yakın olursa imtihanı o derece şiddetlenir, saatleri günahlarla dolu olarak veya en azından boş ve faydasız bir şekilde geçer.

Diğer bir husus da yalnız kalmamaktır. İnsan, günaha meyilli bir varlıktır. Bilhassa yalnız kaldığında şeytan bu fırsatı değerlendirir, vesveseleriyle onu yoldan çıkarır. Diğer insanlarla beraberken yapamadığı günahları yalnızken daha kolay yaptırır. O hâlde, cemaat halinde bulunmak, insanların kendilerini kontrol edip birbirleriyle yardımlaşmalarını sağlar. Tabiî ki bu beraberlik sâlih kimselerle olmalıdır. Zira kötü insanlarla beraber olmak, etrafımızdaki şeytanları artırmaktan başka bir işe yaramaz.Şeytanlardan korunmak için Kur’ân-ı Kerîm okumalıyız.

Şeytan dediğimiz şey gözle görmediğimiz ve bilmediğimiz bir varlık ile karşı karşıya olmak demektir. Böyle sinsi Bir düşmandan ancak Allahu Teala sığınarak korunabiliriz. Kişi kendini ancak Allah’ı zikretmekle şeytandan koruyabilir.Şeytandan sana bir kışkırtma gelirse hemen Allah’a sığın ve hemen tövbe istifar çekin.Böylelikle şeytan hemen olduğu yerden uzaklaşır.Şeytanın yaşadığı yerler tuvaletler, çöplükler, hamamlar insanlar bu tür yerlere gittikleri zaman mutlaka besmeleyle girmelidirler. Ve çok uzun süre durmamalı dırlar .Aksi takdirde şeytan kişiye musallat olur.Bir insan sabah yatağında kalktıktan sonra besmeleyle güne başlarsa şeytan o gün ona zarar veremez. Şeytan’ın en güzel işi kişiye vesvese vermektir vesvese ile kişinin kendisini dört dörtlük görmesini sağlar.

Şeytandan Korunmak İçin Dualar

1- Ebû Hüreyre’den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:

“Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ramazan zekâtını (Fitreyi) korumakla beni görevlendirdi, (Fakirlere dağıtılmak üzere fitre olarak top­lanan hurma benzeri mallan-gözetip korumak için beni vekil tayin etti). Sonra bilinmedik bir kimse gelip o yiyeceklerden avuçlamaya başladı…” Böylece uzun bir hadis anlattı, Ebû Hüreyre… Nihayet o bilinmedik kimse, hadîsin sonunda bana şöyle dedi: Yatağına girdiğin zaman, Âyete’l-Kürsiyyi oku, (böylece) Allah’dan bir koruyucu (melek) asla senden ay­rılmaz, seninle bulunur ve sabahlaymcaya kadar da, sana hiç bir şeytan yaklaşmaz. (Onun bu sözünü ben Peygambere böyle anlatınca), Resûlül-lah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu: (O sana gelip fitre malından aşı-ran, aslında şeytandı; fakat bu sözünde) sana doğru söyledi. Ancak (di­ğer sözlerinde) o yalancıdır, işte şeytan budur. ”

2- Müminlerin annesi Hafsa’dan (Radıyallahu Anha) rivayet edil­diğine göre:

“Resûlüllah sallallahu Aleyhi ve Sellem, uyumak istediği zaman, sağ elini yanağının altına kordu sonra şöyle derdi:

“Allâhümme kını azâbeke yevme teb’asü ibâdeke” (Allah’ım! Kullarını hesap için diriltip göndereceğin zaman, beni aza­bından koru) Bunu üç defa söylerdi.”

3- Ebû Hüreyre’den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, de­miştir ki, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatağına girdiği zaman şöyle söylerdi:

“Allâhümme rabbe’s-semâvâti ve rabbe’1-arzı ve rabbe’l-arşi’l-azîmi. Rabbena verabbekülü şey’in, fâîika’l-habbi ve’n-nevâ müvezziîi’t-tevrâti ve’1-incîli ve’1-kur’ân. Eûzü bike min şerri külli zîşerrin ente âhizun binâ-siyetihî, ente’l-evvelü feleyse kableke şeyfun, ve ente’l-âhiru feleyse ba’-deke şey’un, ve ente’z-zâhiru feleyse fevkake şey’un, ve ente’l-bâtmu feley­se dûneke şey’un, ıkdı annâ-eddeyne ve eğninâ mine’l-fakri.”

(Ey gökleri yaratan, arzı yaratan, büyük Arş’ı yaratan, bizi yaratan, her şeyi yaratan, tohumu ve çekirdeği çatlatan, Tevrat’ı, İncil’i ve Kur’-an’ı indiren Allah’ım. Kudretinle yakalar olduğun her kötülük sahibinin şerrinden Sana sığınırım. Sen başlangıcı olmayan evvelsin, Senden önce hiç bir şey yoktur. Sen, nihayeti olmayan sonsun; Senden sonra hiç bir şey yoktur. En büyük alamet ve delillerle varlığı bilinen Zahir’sin; Senin üstünde hiç bir şey yoktur. Sen gözle görülüp idrak edilemeyen Batın’-sın; Senden daha lâtif hiç bir şey yoktur. Bizim her borcumuzu öde ve bizi fakirlikten müstağni kıl) “Ebû Davud’un rivayetinde, son cümle: “Be­nim her türlü borcumu öde ve beni fakirlikten müstağni kıl.” şek­lindedir. )

4- Hazreti Ali’den (Radıyallahu Anh) sahih bir isnadla rivayet edil­diğine göre, demiştir ki, Resülüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, yatağın­da şöyle derdi:

“Allâhümme innî eûzü birizâke min sahatike ve eûzü bimuâfâtike min şerri mâ ente âhizun binâsiyetihî. Allâhümme ente tekşifu’l-mağreme ve’l-me’seme. Allâhümme lâ yühzemü cündüke, ve lâ yuhlefu va’düke ve lâ yenfau zelceddi minke’l-ceddü. Sübhânekellâhümme ve bihamdike.”

(Allah’ım! Kudretinle yakalar olduğun her şeyin kötülüğünden, Ke­rim olan zatına ve Kur’amna sığınırım. Allah’ım, Sen borcu ve günahı kaldırırsın. Senin ordun perişan olmaz, va’dın da bozulmaz. Şeref ve varlık sahibine, varlığı fayda vermez; şeref ve mevki ancak Sendendir. Allah’­ım, Sana hamdederek Seni noksanlıklardan tenzih ederim.

5- Enes’den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatağına girdiği zaman şöyle derdi:

“Elhamdü lillâhi’îlezîeî’amenâ ve sekânâ ve kefânâ ve âvânâ fekem mimmen lâ kâfiye lehû ve lâ mu’viye.”

(O Allah’a hamd olsun ki, bize yedirdi, bize içirdi,bizden kötülükleri kaldırıp ihtiyaçlarımızı giderdi ve bizi korudu. Nice kimse vardır ki, onun ihtiyacını gideren yok, onu koruyucu yok…)”

6- Hasen bir isnadla Ebû Züheyr EI-Enmâri diye çağrılan Ebu’I-Ezherî’den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Resû­lüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, gece yatağına girdiği zaman şöyle söy­lerdi:

“Bismillâhi vada’tü cenbî. Allâhümme’ğfir zenbî ve ahsi’şeytânî ve fükke rihânı vec’alnî finnediyyil’a’Iâ”

(Allah’ın ismiyle yanım üzere yattım. Allah’ım, günahımı bağışla, şey- tanımı kov, üzerimdeki Allah ve kul haklarını kaldır, beni en yüksek mec-listekiler (melekler topluluğu) arasına koy.”‘

7- Nevfel El-Eşca’îden rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana şöyle buyurdu:

“Kâfinin sûresini oku sonra onun arkasından uyu; çünkü o, şirkten kurtuluşu gerektirir. ”

8- Ebû Ya’Iâ El-Mevsılfnin Müsned’inde, İbni abbas’dan (Radıyalla­hu Anhüma) rivayet ettiğine göre Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

“Size bir söz göstereyim mi ki, Sizi Allah Azze ve Celle’ye şirk koş­maktan kurtarsın!: Uyuyacağınız zaman Kâfirûn sûresini okuyunuz.”

9- Irbâz ibni Sâriye’den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre: “Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem uykudan önce, teşbihleri (Sübhânellah, elhamdü Iillâh, Aîlâhu Ekber sözlerini) okurdu. ”

10- Hazreti Aişe’den (Radıyallahu Anha) rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: “Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Beni İsrâîl ve Zü-mer sûrelerini okumadıkça uyumazdı.” Tirmizî demiştir ki, bu Hasen ha­dîs dir.

11- İbni Ömer’den (Radıyallahu Anhüma) sahîh isnadla rivayet edil­diğine göre, demiştir ki; “Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatağı­na girdiği zaman şöyle derdi:

“Elhamdü lillâhillezî kefânî ve âvânî ve et’amenî ve sekânî vellezîmenne aîeyye feefdale. Velîezî a ‘tanı feeczele. Elhamdü lilîâhi alâ külli hâl. Al­lâhümme rabbe külli şey’in ve melîkehu ve ilahe küll işey’in. Eûzü bike minennâr.”

(O Allah’a hamd olsun ki, ihtiyaçlarımı giderdi, beni barındırdı, beni yedirdi, beni içirdi. O Allah’dır ki, bana ihsan etti de artırdı, yine bana verdi de çoğalttı. Her halde Allah’a hamd olsun. Ey her şeyin yaratıcısı ve mâliki ve her şeyin İlâhı olan Allah’ım! Cehennemden Sana sığını-nm).”

12- Ebû Saîd El-Hudrî’den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine gö­re, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: “Kim yatağı­na girdiği zaman üç kez şunu söylerse, günahları deniz köpüğü kadar, yıldızların sayısı kadar, kumsal yerin kumlan sayısı kadar ve dünya gün­leri sayısı kadar daahi olsa, Allah’ Teaîâ onun günahlarım bağışlar:

“Estağfirullâhellezî lâ ilahe illâ hüve’l -hayye’l-kayyûme ve etûbü ileyh.”

(Öyle bir Allah’dan mağfiret dilerim ki, O’ndan başka ilâh yoktur. Hayy’dır (hayat sahibidir), Kayyûm’dur (her şeyi tasarruf ve idare edendir).”

13- Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ashabından ve Eşlem kabilesinden bir adamdan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:

“Ben, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in yanında oturuyordum. Bir de, Peygamberin ashabından bir adam gelip dedi ki, bu gece ısınldım ve sabaha kadar uyuyamadım, peygamber sordu:

– Neydi o? adam;

– Akrebdi (ısıran), dedi. Peygamber ona şöyle buyurdu:

– Keşke gecelediğin zaman şu sözleri söyleyeydin, Allah’ın izni ile sana hiç bir şey zarar veremezdi:

“Büzü bikelimâtiHâhittâmmeti min şerri ma halaka.”

(Allah’ın yarattığı şeylerin kötülüğünden, Allah’ın Kur’ân’ına sığınırım)”

14- Enes’den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre: “Peygam­ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir adama, yatağına gireceği zaman Haşir sûresini okumayı tavsiye etti ve buyurdu: Eğer (okuduğun gece) ölürsen, şehid ölürsün, (Ravi şübhelenerek) yahud Peygamber: Cennet ehlinden olursun, buyurdu, (şeklinde rivayet etti).”

15- Ibni Ömer’den (Radıyallahu Anhüma) rivayet edildiğine göre: “Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir adama, yatağına girdiği za­man şöyle demesini emretti:

”Allâhümme ente haîakte nefsi ve ente teteveffâhâ leke memâtüha ve mahyâhâ. İn ahyeyîehâ fahfezhâ ve in emettehâ fağfir lehâ. Allâhüm-me innî es’elüke’l-âfiyete.”

(Allah’ım! Sen benim nefsimi yarattın ve Sen onu öldürürsün. Onu öldürmek ve diriltmek Sana aittir. Onu diriltirsen, onu koru ve eğer öldü­rür sen, ona mağfiret et. Allah’ım! Ben Senden afiyet isterim).”

İbni Ömer demiştir ki, ben bunu Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sel-Iem’den işittim.

16- sahîh isnadlarla.Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, bu ha­dîs, Ebû Bekir’in (Radıyallahu Anh) kıssası münasebetiyle’ “Sabah ve Akşam ne Söylenir” bölümünde, kitabımızda başta zikredilmişti:

“Allâhümme fâtm’s-semâvâti ve’1-arzı, âlimü’î-ğaybi veşşehâdetirabbe külli şey’in ve melîkehû. Eşhedü en lâ ilahe illâ ente. Eûzü bike min şerri nefsi ve şerri”ş-şeytâni ve şirkihî.”

(Ey gökleri ve yeri yaratan, gaybi ve hazırı bilen, her şeyin sahibi ve Rabbı olan Allah! Senden başka ilâh olmadığına şahidlik ederim. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve şirkinden Sana sığınırım). Bu sözleri, sa­bahladığın, akşamladığın ve yattığın zaman söyle.”

17- Şeddad ibni Evs’den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

“Yatağına girdiği zaman, Allah Teâlâ Hazretlerinin kitabından bir sûre okuyup yatağına sığınan bir müslümana, Allah bir melek vekil eder de, o melek, müslüman ne zaman uyanırsa, uyamncaya kadar ona zarar ve­recek şeyi ona yaklaştırmaz. ”

18- Câbir’den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: “İnsan yatağına girdiği za­man, bir melekle bir şeytan ona doğru koşuşur. Melek der ki, Allah’ım hayırla sonuçlandır. Şeytan ise, kötülükle sonuçlandır, der. Adam, eğer Allah Tealâ’yi zikreder, sonra uyursa, melek onu koruyarak geceler.”

19- Abdullah ibni Amr ibni’l-As’dan (Radiyallahu Anh) rivayet edil­diğine göre, demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, uyku için yattığı zaman şöyle derdi:

“Allâhümme bismike rabbî vada’tü cenbî, fağfir lî zenbî.” (Ey yaratıcım olan Allah’ım, Senin adınla yanım üstü yattım. Benim günâhımı bağışla)

20- Ebû Ümâme’den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, de­miştir ki, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Kim abdestli olarak yatağına girer de, ona uyku basıncaya ka­dar Azız ve yüce olan Allah’ı zikrederse, gece yatağında öteye beriye dön­düğü her an içinde dünya ve ahiret hayırlarından kendisine verilmesini Azız ve Yüce Allah’dan istediği takdirde, Allah, o istediği şeyi ona ve-rir.”

21- Hazreti Aişe’den (Radıyallahu Anha) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

“Resûlüllah sallallahu Aleyhi ve Sellem, yatağına girdiği zaman şöyle derdi:

“Allâhümme emti’nî bisem’i ve basarı vec’alhümâ elvârise minnî, ven-surnî alâ adüvvî ve erinî minhu se’rî. Allâhümme inni eûzü bike min ğâ-lebetiddeyni ve mine’1-cûi feinnehû pi’seddacîu

(Allah’ım, kulağımla ve gözümle beni faydalandır ve onları bana ba­ğışla. Beni düşmanım üzerine muzaffer kıl ve ondan intikamımı bana gös­ter. Allah’ım, borcaltına kalmaktan, açlıktan Sana sığınırım; zira açlık ne kötü bir düşüştür!..”

Alimler demişlerdir ki, metinde geçen “Kulağımı ve gözümü bana va­ris kıl” sözünün manası, ben ölünceye kadar onları sağlam ve kusursuz bırak demektir. Bir kısmına göre de mana şudur: Yaşlılıkla azaların ve diğer hislerin zayıfladığı sırada onları kuvvetli ve sağlam bırak, yani di­ğer azaların kuvveti üzerine onları varis kıl ve geri bırak demektir. Bir de mana şudur denildi: kulağımı işitilen şeylere ve kendileriyle amel edilenlere bir muhafaza yap. Gözün varis kılınması da, gördüğü şeylerden ibret alması demektir.

Bir rivayette de: “Vec’alhülvarise minnî” şeklinde müfred olarak ge­çer. Buna göre, faydalanmayı bana varis kıl, manası kasdedilir.

22- Hazreti Aişe’den (Radıyallahu Anha) rivayet edildiğen göre, şöyle demiştir:

“Resûlüllah SaîbJahu Aleyhi ve Sellem ile ben arkadaş olahdan iti­baren dünyasını değişinceye kadar, şu şeylerden Allah’a sığmmadikça uyu­mazdı: Korkaklıktan, tenbellikten, usançlıktan, cimrilikten, yaşlılık be­lâsından, mal ve aile hakkında kötü manzaradan, kabir azabından, şey­tandan ve onun şirkinden…”

23- Hazreti Aişe’den rivayet edildiğine göre, kendisi uyumak istediği zaman şöyle derdi:

“Allâhümmeinnîes’elükerü’yâsâlihaten, sâdıkatenğayrekâzibetin, nâfiaten ğayre zarretin.”

(Allah’ım, ben senden salih ve yalancı olmayan sadık ve zarar verme­yen faydalı bir rüya istiyorum).” Hazreti Aişe bu sözleri söylediği zaman, yanındakiler bilirlerdi ki, sabah oluncaya veya gece uyamncaya kadar ar­tık konuşmayacaktır.

24- Hazreti Ali’den (Radiyallahu Anh) şöyle dediği rivayet edilir.

“Bakara sûresinin sonundan üç ayet okumadıkça, akıllı bir kimsenin uyuyacağını sanmıyorum.” Buharı ve Müslim’in şartı üzere, isnadı sahîhdir.

Yine Hazreti Ali’den rivayet edilmiştir: İslama giren akıl sahibi bir kim­seyi sanmıyorum ki, “Ayete’I-kürsi”yi okumadıkça uyumuş olsun.

İbrahim Naha’î’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Kendileri yataklarına girdikleri zaman, ashab onlara “Muavvizeteyni” Nâs ve Felak sûrelerini okumalarını onlara öğretirlerdi. Bir rivayette de, şu sûreleri her gece üç defa okumalarını müstehab görürlerdi: İhlâs, Fe-lâk ve Nâs sureleri… Müslim’in şartı üzere isnadı sahîhdir.

Bil ki, bu bölümle ilgili olan hadîsler ve eserler çoktur. Ancak bizim zikrettiklerimiz, onlarla amel edecek kimse için kâfidir. Okuyup fayda­lanmak isteyene usanç getirmemek korkusuyla bunlardan fazlasını kaldırdık. En iyi bilen Allah’dır. Bu bölümde zikredilen duâ ve zikirlerin hep­sini insanın yerine getirmesi en uygunudur. Eğer imkân bulamıyorsa, en önemlilerinden yapabileceği kadarı ile yetinir.