En Çok Etkili Şans Duası

Şans duası islamda şansızlık, uğursuzluk, gibi kavramlar yoktur. Bir şey ya hayırlıdır ya da hayırsızdır. Kişi eğer işlerinin olması gerektiğinden farklı gittiğini, zorlandığını hissediyorsa Rabbi olan Allahu Tealaya yönelmeli, işlerinin yoluna girmesi ve hayırla sonuçlanması için dua etmelidir. Allah Raulunün (s.a.v.) şanslı olmak için dua için tavsiye ettiği hacet duaları okunabilir, şanslı olmak için dua hacet namazı kılınabilir, sığınma dualarına devam ederek işlerin hayırla sonuçlanması için Allahu Tealaya dua ve niyazda bulunulabilir.

Allah Rasulu (s.a.v.); ” Hastalarınızı sadaka ile tedavi edin. Sadaka her hastalığı ve belayı def eder. -Beyheki -” buyurmuşlardır. Rasulullah Efendimizin (s.a.v.) buyruğu doğrultusunda sıkıntı anlarımızda bol bol sadaka vermek, dağınık olan işlerin toparlanmasında şifa olacaktır biiznillah. Unutulmamalıdır ki dua ve sadaka her türlü belayı önler. Hadis-i şerifte; ” Sadaka vermede acele edin, çünkü bela sadakayı geçemez. -Taberani, Beyheki- ” buyrulmuştur.

Peygamber efendimizin şans duası başlanacak her işe duala başlamak çok önemlidir. Dua; ” Rabbim Sana güveniyorum, işlerimi Sana havale ediyorum, vekilim Sensin.” demenin özüdür. Dua eden bilir ki her işini hayra çevirecek olan Rabbidir.

Şans Duası

Şansın açılması için okunacak dualar işe başlama duası ;

Rabbi yessir ve la tuassir Rabbi temmim bi’l-hayr.

Şanslı olma duası Rabbim başladığım işi kolaylaştır, zorlaştırma. Rabbim işimi hayırla tamamlat.

İşlerin kolaylaşması için dua ;

” Summe sebile ye’s-serah -Abese Suresi 20- ”

Sonra ona yolu kolaylaştırdık.

Yapılan iş her ne olursa olsun, sıkıntı olsun olmasın bu ayete devam eden kişinin her işi yolunda gider, hayırla sonuçlanır biiznillah.

Şanslı olma duası ve işlerin yolunda gitmesi için Yusuf as.’ın duası ;

Yusuf as.’ı kardeşleri kuyuya attığı zaman şu duayı okumuştu ;

” Ya şahiden gayra gaibin ve ya kariben gayra baidin ve ya galiben gayre mağlubin. İc’al-li min emri feracen ve mahraca ”

” Ey gaib olmayan şahid, ey uzak olmayan yakın, ey mağlup olmayan galip. Beni bu musubetten kurtar bana çıkış yolu nasip et.”
Sıkıntı anında Allahu Tealanın yardımının ulaşması için bu duaya devam edilmelidir. Yusuf as.’ı kuyudan kurtarıp Mısıra vali yapan Allahu Teala, bu duayı okuyan kulunun sıkıntısını giderip, işlerinin hayırla sonuçlanmasını nasip eder.

Şans ve uğur getiren dualar ve işlerin hayırla sonuçlanması için Yusuf as.’ ın duası ;

” Allahumme ya kaşife kulli kurbetin ve ya mucibe kulli davetin ve ya cabira kulle kesirin ve ya muyessira kulli asirin ve ya sahibe kulli garibin ve ya munise kulli vahidin ve ya la ilahe illa ente es’eluke en’tec-ale li feracen mahracen ve en takzife hubbeke fi kalbi hatta la yekune li hemmun ve la zikru gayrike ve en tehfezani ve terhamni ya erhame’r-rahimin.”

” Ey her belayı kaldıran, her duayı kabul eden, kırık kalpleri sarıp iyileştiren,her zorluğu kolaylaştıran, her garibin sahibi teselli edeni,ey kendinden başka ibadete layık ilah olmayan. Beni içinde bulunduğum sıkıntıdan feraha kavuşturmanı, onun için bana çıkış yolu göstermeni, muhabbetini sevgini kalbime koymanı, böylelikle senden başka bir düşüncem ve zikrimin olmamasını, her türlü musibetten muhafaza eylemeni, bana merhametinle muamele etmeni diliyorum.Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.”

Şansınızın Açılıp Işlerinizin Yoluna Girmesi Için Allah’a Ellerinizi Açıp Şans Duası Edebilirsiniz. Şans Duasıyla Işleriniz Yoluna Girecek Ve Kısmetiniz Açılacaktır. Şansınızın Devamı Ve Işlerinizin Yoluna Girmesi Için Her Gün Aklınıza Geldikçe “Sümmes Sebila Yesserahu” Deyin. Şanssız Anlarınızda Bu Duayı Içinizden Söyleyebilirsiniz.

Şans ve nasip duası başarılı olmak ve para kazancı için okuyabileceğiniz dualardır. Şansınızın açılması için de aynı duaları edebilirsiniz. İş hayatımızda şansımızın açılması için ne yapmalıyız? Hangi duaları okumalıyız?

Allah’a olan yakınlığınızı, muhabbetinizi, özleminizi ifade eden cümleler kullanarak, Allah’a sığınarak ve beslemeyle işinize başlayarak şansınızı arttırabilirsiniz. İşinizde şansınızın olması için dükkanınızı açarken besmeleyle anahtarı sağ elle çevirmelisiniz. Abdestli olarak iş yerine gidip helal kazanmaya niyetlendiğinizde Allah şansınızı döndürecektir.

Harama ve kötüye müsaade etmeden, kimsenin hakkını yememeye çalışarak işinizi yaptığınızda Allah inşallah kazancınızı helal kılacak ve azsa bereketli kılacaktır. Haram olan kazanç çok olsa da şer getirir, kötülük getirir, Allah şer, kötülük getiren paranın her türlüsünden her birimizi sakındırsın.

Allahümme ahsin akıbetena fi’l umuri külliha ve ecirna min hızyi dünya ve azabil ahreti.

Anlamı: Allah’ım bütün işlerimizin sonucunu güzel eyle, dünyada rezil olmaktan ve ahiret azabından bizi koru.

Bu duayı bol bol okuyabilirsiniz. Bu duanın bereketiyle Allah dünya ve ahretin bütün kötülüklerinden uzak eyleyecektir. Yukarıdaki dua ve yazmış olduklarım değerli hocamız Nihat Hatipoğlu’nun bir televizyon programındaki konuşmasından derlenmiştir. Yazımızın bundan sonraki bölümü ise Nihat Hatipoğlu ile alakalı olmayıp, çeşitli kaynaklardan derlenerek hazırlanmıştır.

Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahil Azim ve bihamdihi estağfirullah. Ya Kafi, Ya Gani, Ya Fettah, Ya Rezzak, Ya Kerim, Ya Vehhap, Ya Zettavili, Ya Mecid.

Anlamı: Allah’ı hamd ile tesbih ederim, Büyük Allah’ı hamd ile tesbih ederim, Allah’tan bağışlanmamı isterim, Ey her şeye kâfi gelen, Ey hiçbir şeye ihtiyacı olmayan/Zengin, Ey suretleri, şekilleri, kapıları açan, Ey her canlının rızkını veren, Ey ihsanları bollan/Cömert, Ey bağışları çok olan, Ey geniş güç ve servet sahibi/lütuf ve ihsanı pek geniş olan, Ey Yüce olan.

Şans için okunacak esmaül hüsna şansınızın olmadığını düşünüyorsanız, planladığınız işler istediğiniz gibi gitmiyorsa, kısmetinizin kapalı olduğunu düşünüyorsanız, kısmetini bağlanmışsa, mutsuz ve üzgünseniz aşağıdaki duayı okumayı kendinize alışkanlık haline getirin. Çok kısa sürede ne kadar faydalı olduğunu göreceksiniz.

Allahümme ya rabbi bi cahi sahıbilvesıleti seyyidina ve nebiyyina ve habibina ve kurrati uyunina ve nuri ebsarina habibike Muhammedinil Mustafa ve rasulikel mürteda ve nebiyyikel mücteba havil halena ila ahsenil hali ya muhavvilel havli vel ahval.

Rızık Büyütmek İçin Salavat-ı Nurul Envar
Her farz namazından sonra bir defa okunur. Şans getiren bir salavatdır.

“Allahümme salli ala nuril envar” ve sirril esrar” ve miftahi babi’l ethar, ve ashabihil ahyar. Adede in’amillahi ve ifdalih”

Bu selavatın faydaları
“Servet büyütebilirsiniz” geçim darlığı çekenler okursa rızıkları artar, istekleri ve niyet ettikleri dileklerine kolaylıkla kavuşabilirler. “ Savat-ı Nurul Envar” her farz namazından sonra bir kez okunur ve şans getiren bir salavatdır.

Hem Kısmet Hem Şans Duası
Kısmetin ve şansın devamlı açık olması için, 2 rekat hacet namazı kılındıktan sonra ‘’1000 defa La İlahe İllalah Ya Hayrel Halas Muhammedurresulullah Ya Hızır İlyas’’denir. Daha sonra 1000 defa, Şad Şeydali Ya Ruha Evredin Ya Ruh Bi İzzeti Baruh.’’Okunur.

Peygamber Efendimiz(SAV) Şans Duası

“Peygamber Efendimiz(SAV), bir ihtiyacı için (yola) çıktığı zaman;

كَانَ يُعْجِبُهُ إذَا خَرَجَ لِحَاجَةٍ أنْ يَسْمَعَ

“يَا رَاشِدُ يَا نَجِيحُ”

Yâ râşid Yâ necîh

(uğurlar olsun) (hayırlı muvaffakiyetler)
temennîlerini işitmekten hoşlanırdı.”
[Tirmizî, Siyer 47, (1616).]

AÇIKLAMA:
Bir iş için çıktığı zaman Resulullah’ın işitmeyi arzu ettiği kelimeler “Yâ râşid yâ necîh”dir.Râşid, dilimizdeki rüşd’den gelir, doğru yolu bulan demektir. Necîh de ihtiyacı görülen yani muradına eren demektir.
Bu tabirlerin dilimizdeki tam karşılığını bulmak için bu makamda söylediğimiz tabirleri aramamız gerekir. Gayeli olarak yola çıkan kimseye, ayrılışı sırasında, “Uğurlar olsun! Allah rast getirsin!” deriz.
Öyleyse yâ râşid, yâ necîh -bazı rivayetlerde, ya vâcid- gibi tabirleri “İstikametten ayrılmayasın”; “Doğrulukta muvaffak olasın!” “Güle güle”; “Hayırlı işler!”; “Hayırlı muvaffakiyetler!” gibi; hem dua, hem nezaket, hem örf ve âdâb makamındas öylenen sözlerimizle karşılamamız gerekecektir.

Şansın bahtın açılması için dua

“Peygamber Efendimiz(SAV) kişinin hoşlanmadığı bir şey görecek olursa şu duayı okusun:

اللَّهُمَّ َ يَأتِي بِالْحَسَنَاتِ إَّﻻ أنْتَ،
وََ يَدْفَعُ السَّيّآتِ إَّﻻأنْتَ
وََﻻحَوْلَ وََﻻقُوَّةَ إَّﻻبِكَ

Okunuşu

“Allahümme la ye’ti bi’lhasenâtı illâ ente,
Ve lâ yedfe’u’s-Seyyiâti illâ ente,
Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ bike.”

Manası;
“Allahım! Hayrı ancak sen verebilirsin, kötülüğü de ancak sen defedebilirsin. (İbadet, çalışma, korunma vs. için muhtaç olduğumuz) güç ve kuvvet de ancak sendendir.”

Şans Nedir ? 

Halk arasında “Şansım yâver gitti”, “Şans bana güldü”, “Şansım yardım etti”, “Şanslı olarak dünyaya gelmişim” gibi tâbirler müsbet mânâda, işi yolunda olan, aksiliklerle karşılaşmayan kimseler tarafından; “Bizde şans mı var”, “Şanssızın biriyim”, “Şansım olsaydı bu hale düşmezdim” gibi sözler de menfi mânâda sık sık tersliklerle karşılaşan, hayatını tesadüflere bağlayan kimselerce kullanılır. Toplum içinde de “şans” kelimesi daha çok kumar, piyango, toto gibi çevre ve kuruluşlarca tekrar edilir. “Şansınızı deneyin”, “İyi şanslar” bunun için tekrarlanır.

“Şans” müsbete kullanıldığı halde, daha çok “menfî” için kullanılır. “Şans”a güvenen, ümit bağlayan kişinin nasıl bir düşünce ve psikoloji içinde bulunduğu şans mefhumunun mahiyetini anlatmaya kâfidir. “Şans”la iş görmeye başlayan insan kendisini boşlukta hisseder, tesadüflere inanır, sabah-akşam kalbini, ruhunu, hattâ hayatını bir stres, bir heyecan, bir telâş içinde bırakır. İstediği olmaz, arzu ettiği netice çıkmazsa huzursuz olur, sıkıntıya kapılır, morali bozulur, günlerce o hâlin ezikliğinden kendisini kurtaramaz.

Bu durumdaki bir insan kendisini neden bu derece “şans”a kaptırmıştır? Sebebi gayet açıktır. Anne sütünden mahrum olan çocuk nasıl yalancı naylon memeye sarılırsa; bu kişi de “kader, tevekkül, kısmete rıza” gibi gerçek dayanak noktalarını bilemediği, göremediği için “şans” gibi mevhum, belirsiz, boş bir yere dayanmıştır.

Halbuki İslâmiyet insanları hiç boşlukta bırakmamıştır. Onların boş şeylere, mahiyeti meçhul dşüncelere kapılmasına müsaade etmemiş, meydan vermemiştir. İslâm’da “şans, talih” gibi sözlerin yeri yoktur. Dinimizde “kader vardır, tevekkül vardır, Allah’ın gelene rıza vardır.” Bunun da kaynağı îmandır. Mü’min, Allah’a îman eder, kadere boyun eğer, hâdiseler karşısında bocalamaktan kurtulur, ne ile karşılaşırsa karşılaşsın îmanın kuvveti ve nuru ile onları aşar.

“İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktiza eder.”

sözünden de anlaşılacağı gibi, îman eden insan tek güç ve kudret sahibi olarak Allah’ı “bir” bilir. Ona teslim olur. Ona tevekkül eder, sırtını o kudrete dayar; neticede de iki dünya mutluluğuna kavuşur.

İmanlı insan güçlüdür, “kâinata meydan okuyabilecek” bir cesârete sahiptir. Kendisini yoktan var eden, dünya gibi yaşayacağı bir âlem hazırlayanp hayat, sıhhat, huzur gibi madde ile ölçülemeyecek nimetler ihsan eden, sâdece dünyayı değil, güneşi, milyarlarca yıldızı, kâinatı elinde tutan bir Rabbinin olduğuna inanır. Yaratıcısının kendisini boş yere yaratmadığını bildiği gibi, boşlukta bırakıp bir “tesadüf” oyuncağı halinde bırakmadığını da bilir. Dünyaya ilk göz açtığından, hayata gözlerini kapayıncaya kadar geçen ömür, dakika ve saniyelerinin Allah tarafından bilindiği, programlandığı ve tespit edildiği inancını taşır. Bunun için tesadüfe inanmaz, bel bağlamaz, ona dünyasında yer vermez.

Başına iyi de gelse, kötü de gelse Allah’ın bilgisi altında olduğunu idrak eder. Hep gayreteni harcar, bütün vesile ve sebeplere başvurur; sonunda kendisini, kendisinden daha iyi bilen Yaratıcısına tevekkül eder, neticeyi ondan bekler. İlâhî programda (kaderde) ne varsa onun tecellisine razı olur.

Fakat, tevekkül etmeyip, “tesâdüf” ve “şans” içinde çırpınan insan öyle mi? O, ya elinden geleni yapmaz, hiçbir güç sarfetmez veya bunları yapsa bile bir Kudrete dayanmaz; neticede ne olur? “Kâinatın dilenciliğinden”, yâni her şeye, her gördüğüne el, avuç açmaktan, güç farz ettii şeyler karşısında acze düşmekten, “hâhideseler karşısında titremekten”, “hodfuruşluktan”, yani kendisinde bir şeyler tevehhüm etmekten, “maskaralıktan”, “şekavet-i ebediyeden”, yani ebedî hayatı kaybetmekten “tazyikat-ı dünyeviyye hapsinden” kurtulamaz. (bk. Sözler, s. 292)

İşte tevekkül, Allah’a güvenme ve ondan gelene rıza gösterme gibi duyguları zayıf olan kimseler şansa, yıldızlara, burçlara, talih gibi lüzumsuz, mânâsız ve boş şeylere bel bağlar, “yıldızı düşükmüş”, “yıldızı yüksekmiş” gibi bâtıl inançlara saplanır.

Şans; rastlantıları düzenlediğine ve insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığına inanılan doğaüstü güç. Şans sözcüğü ile şunlardan biri kastedilmiş olabilir: Uğur, olasılık ihtimal veya rastgelelik. (Vikipedi)

Bu tanıma göre, şans; eğer Allah’tan başka bir güç tarafından yaratıldığına inanılan bir şey ise, bu açık bir şirk ve küfürdür.

Eğer bir rastlantı/rastgelelik manasında kullanılıyorsa, bu da -gafletten kaynaklanması durumunda- küfür olmasa bile yanlış bir düşüncedir.

– Gerçekte, şans ne tesadüftür, ne rastgeleliktir, ne de bir doğaüstü güç tarafından düzenlenen bir iştir. Olsa olsa, gafletten kaynaklanan bir cehaletle kaderde mukadder olan bir nasip ve kısmetin adıdır. Bu anlamda talih ve şans sözcükleri doğru sayılır.

Gerçi tabir olarak ilahi takdire şans demek yanlıştır. Ancak her şeyin belli bir ilahi nizam çerçevesinde gerçekleştiği ve belirli ölçülere dayandığı ilkesi doğrudur.

– İslam’da “Kâinatta Allah’tan başka hakiki müessir yoktur” prensibi, kişinin şanslı- şansız/talili-talisiz/bahtlı-bahtsız olması yalnız Allah’ın takdiridir. İnsan iradesinin varlık gösterdiği konularda elbette onun da bir payı vardır. Fakat yaratma noktaları sadece Allah’a aittir.

– Kanaatimizce halk arasında ŞANS, daha çok tesadüf anlamında kullanılmaktadır. Tesadüf ise, belli bir sebebi görülmeyen, hikmetli ve anlamlı bir hedefi bilinmeyen, dolayısıyla cehaletimizi örtbas eden bir heyuladır veya bir anka kuşudur ki, isminden başka hiç bir varlığı yoktur.

Bediüzzaman hazretlerinin bu tesadüfe “serseri tesadüf” demesi, bu sebepsiz, gayesiz konumuna işaret etmek içindir.

“Ehl-i gafletin sâni’ olarak telakki ettikleri tabiata, cenah olarak yapıştırdıkları kör tesadüf ve ittifak ise, dalaletten neş’et eden ızdırar neticesinde şeytanların ihtira ettikleri bir hezeyandır.” (Mesnevi-i Nuriye, 144 )

Bediüzzaman’a göre, “Tesadüf, şirk ve tabiat”tan teşekkül eden fesad şebekesinin âlem-i İslâmdan nefiy ve ihracına, Risale-i Nur’ca verilen karar infaz edilmiştir.” (Mesnevi-i Nuriye, 181)

– Şuurlu bir müminin bir işe “şans eseri, tesadüfen..” demesi, o işin gerçek sebebinin, hikmetinin bilinmediğini belirtmek içindir. Bu kelimler, genel olarak Müslüman halk arasında bu manada kullanılmaktadır.

– Her türlü kumar için “Şans oyunları” denilmesinin manası, bu oyunda kazanmanın belli bir kurala, belli bir sebebe bağlı olmaksızın, rastgele bir başarı olduğunu anlatmak içindir. Fakat hakikatte tesadüf yoktur. Kazanıp kazanmamak ancak Allah’ın takdirine bağlıdır. Çünkü hayır gibi şerrin de yaratıcısı Allah’tır. Şerri yaratmak şer değildir, onu kesbetmek, kazanmak şerdir.

– “Kumarda para kazanamayıp tövbe eden bir insan dese ki ”Allaha Şükür bana nasip etmedi” demek doğru bir ifadedir. Çünkü, kendisi harama bulaşmak istediği halde, Allah’ın onu o haramdan uzak tutması, haram lokmanın ağzına girmesini engellemesi büyük bir nimettir. Her nimet gibi bu da şükür ister.

Bundan “diğer haram kazançların Allah’ın yardımıyla olur” manası çıkmaz. Ancak, Allah’ın insanların iradelerini kullanarak almak istedikleri haram işini engellemesi de bir nevi yardımdır.

Yukarıda arz ettiğimiz gibi, bütün kötülüklerin yaratıcısı da Allah’tır. Kul ister, Allah yaratır, sorumluluk kula aittir. Çünkü o istemiştir ve istemesi sorumluluğu için yeterlidir. Çünkü insanların zaten yaratma gücü yoktur.

Genel ilke şudur: İnsanın herhangi bir günahı işlemek istediği zaman; Allah’ın onu o işte muvaffak etmesi adalettir. Muvaffak etmemesi ise bir lütuf ve ikramdır.

– Kader ilmin bir nevidir. Allah ezeli ilmiyle geçmiş, gelecek ve hazır zamanda olan ve olacak her şeyi bilir. Allah kimin özgür iradesiyle kumar oynayıp para kazanacağını da bilir. İşte bu bir kaderdir.

Fakat Allah’ın ilminin bir nevi olan kaderin varlığı insanları iş yapmaya zorlamaz. Çünkü ilim sıfatının yaptırım gücü yoktur. İlim maluma tabidir. Bir şey nasıl olacaksa Allah onu öyle bilir.

Bütün bu açıklamaları dikkatle okuduğumuzda, tesadüf manasındaki şans denilen bir mefhuma şans tanımamız mümkün değildir..

Her yerde her işte, Allah’ın sonsuz, kuşatıcı, ilmi, kudreti, iradesi olduğuna göre, “şans”ın var olma şansı yoktur. Vesselam..

Şansla İlgili Bir Hikaye

Bir sistem analisti ile bir broker yeni bir deneyim yaşamak için hipodroma gitmeye karar vermişler. Buraya kadar gelmişken de at yarışı da oynayalım bari demişler. Broker gişeye gitmiş; “9 numaraya 12.000 dolar” demiş. Sistem analisti; “Dur!” demiş, “Sen o atın kaç kilo olduğunu, önceki yarışlarda yaptığı dereceleri, atalarını yani yarışı kazanma ihtimalini yükseltecek hiçbir şeyi bilmiyor musun ki. Bence önce atların ayrıntılı bilgilerini analiz etmeliyiz”. Broker; “Offf!!!” demiş, “Hep hesap, Hep hesap!”. 9 numaralı ata 12.000 dolar yatırmış.

Şans bu ya; 9 numaralı at yarışı kazanmış. Sistem analisti brokera:

– Tebrik ederim büyük bir şans eseri kazandın. Ama neden 9 numara?

Broker:

– 2 çocuğum var. Küçük 2 yaşında, büyük de 6. Çocuklarımın yaşlarını topladım ve oynadım.

Sistem analisti şaşırmış:

– Ama 2 ile 6’yı toplarsan 8 eder?…

Broker:

– Offf!!! Hep hesap, Hep hesap!…

Şansla İlgili Sözler

Karşılarına çıkan fırsatları değerlendire meyenler, başarının şansta olduğuna inananlardır.

Bizden başkalarında olan yetenek ve beceriye biz şans deriz.

Bazen şans, insanlara mutluluk ve tüm iyi olanaklar için gerekenleri verir… Sadece onlarla kendilerini daha ne kadar mutsuz edebileceğini görmek için.

Şans, hak etmeyenleri de yüce ve erdemli insanların kademesine yükselti yormuş gibi görünebilir, ama en kötü ve en şanssız anlarda asil ve erdemliliğin ruhu kendini mutlaka belli eder.

Şans ne kadar güler yüz gösterirse göstersin ömürlerinin son günü gelmeden insanlar mutlu saymamalı kendilerini… Çünkü insan hayatı kararsız, değişkendir. Ufacık bir eylem yüzünden, bir durumdan başka bir duruma geçiverir.

Şansından memnun değilsen maddi ve manevi alışkanlıklarını değiştir, şansında değişecektir.

Dört yapraklı yoncayı bulmak o kadar kolay değil biliyorum ama inandıktan sonra ve hele de dostlarının desteği varsa arkanda, sen zaten şansı yakalamışsın demektir.Bol şans!

Nihat Hatipoğlu Şans ve Şanssızlık