Adak Duası Okunuşu Anlamı

Adak duası türkçe okunuşu öncelikle adak adamak Allah Teala’ya ibadet maksadıyla, mükellef olmadığı halde mübah olan bir işi yapmayı kararlaştırmak, kişinin öyle bir ameli kendisine vacip kılması ve bunu yapacağına dair Allah’a söz vermesi.Allah rızası için yapılan adaklar Allah katında geçerlidir. Yalnız Allah’ın rızası gözetilirse böyle bir ibadetten sevap elde edilir.

Adak adamanın hükmü dua müslümanın hayatında olmazsa olmazıdır. Hayatının her anında dua vardır. İnsanın özel duaları bilmesi ve ezberlemesi her zaman şart değildir, önemli olan içinden geldiği gibi, samimiyetle, gönlünden dökülen duygularla dua etmesidir. Duayı güzelleştirmek adına kafiyeli kelimeler ya da abartılı cümleler kurmak için uğraşmamalı, edeceği duayı imkan dahilinde ayet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde geçen dualardan seçmeli, daha sonra güvenilir ve manalarını bildiği tavsiye olunan dualarla dua etmelidir.

Adak kesilirken hangi dua okunur ? Kişinin dileği ya da sıkıntısı olduğu zaman, Allahu Tealanın merhametini celb etmek için adak adaması da meşru davranışlardandır. Dinen adanan şeyin yerine getirilmesi vaciptir ve geciktirmek doğru değildir. Zira adak adayan kişi bunu Allahu Tealanın rızası için adamıştır.

Adak kesilirken yanında olmak gerekir mi ? Adak adayan kişinin keseceği kurbanı bizzat satın alması, kendisinin kesmesi veya kesilirken yanında bulunması, -kurbanın sahih olması için- gerekli değildir. Bunlar vekalet yoluyla da yapılabilir. Çünkü kurban, mali bir ibadettir. Mali ibadetlerde vekalet, mutlak olarak caizdir. Kişi kurban adamış ise, müsait olduğu bir zamanda geciktirmeden kesmelidir.

Adak mana itibarıyla, kişinin Allah rızası için yapması mübah olan bir şeyi yapacağına dair söz vermesi, adadığı şeyi yapmayı kendi üzerine vacip kılmasıdır.

Ayet’i Kerimeler’de Adak

Allahu Tealanın ayet-i kerimede ;

“Adaklarını da yerine getirsinler.”-Hac Suresi 29- buyruğu adak sahiplerine bir emridir.

Hadis-i Şerif’lerde Adak

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadırlar ;

“Bir kimse bir şey adarsa, adak olarak belirttiği şeyi yapması lazımdır.” -Molla Husrev, Dürürü’l-Hukkâm-

Adak adamak ve yerine getirmek ancak adak adayanların unutmaması gereken en önemli husus; adağın, adanan durumu değiştirmediğidir.
Yani İlahi takdire tesiri bulunmadığıdır. Adak, edilen duanın kabulü için, Allahu Tealanın merhametini celb etmek için yapılır, haşa Allahu Teala ile pazarlık etmek için değil. Bana şunu verirsen bunu yaparım şeklinde adak adamak edebe uygun değildir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu meseleye işaret ederek şöyle buyurmaktadırlar ;

“Adak kaderden hiçbir şeyi değiştirmez. ”-Tirmizî, Nüzûr:10-

Adak kesilirken dua adak yerine getirilirse, kişi sevaba kavuşur. Ayrıca adak ancak farz ya da vacip olan bir şeyden yapılabilir. Kesinlikle haram olan bir şey adak olarak adanamaz.

Adak adarken nasıl niyet edilir ? Adakta amaç Allahu Tealanın rızası olmalıdır. Allahu Tealanın rızası şart koşulmalı, bir şey adanacaksa O’nun hoşnutluğunu elde etmek için yapılmalıdır.

Adak Duası Türkçe Okunuşu Anlamı

Adak kurbanı kesilirken okunan dua, farz olarak emredilen bir dua değil ancak okuması tavsiye edilmiş duadır. Bu duayı hiç bilmeyen kimse ;

“Ya Rabbi Senin rızana erişmek için kesmek üzere olduğum bu kurbanımı benden en güzel şekilde kabul buyur.” diye gönülden ettiği dua da güzel bir dua olur.

“Allahumme minke ve leke salati nusuki ve mahyaye ve memati lillahi Rabbil-Alemine la şerike lehu ve bi zalike umirtu ve ene mine’l-muslimin” “Allahım, bu -adak için kesilen kurban- Senden ve yine Sanadır. Namazım, ölümüm ve dirilişim eşi benzeri olmayan Alemlerin Rabbi olan Allah içindir. Ben bununla emir olundum ve ben teslim olanlardanım.”

Adak kurbanının etinden kimler yiyemez?
Adanan şey eğer koyun, keçi ve sığır gibi kurban olması caiz olan bir hayvansa, bu hayvan kesildiğinde onun etinden nezrin sahibi yiyemeyeceği gibi, usül ve fürû tabir edilen yakınları da yiyemez. Yani, o kişi ile birlikte anası, babası, dedesi ve ninesi ile çocukları ve torunları, hanımı yiyemez. Adak etinden kimler yiyemez? Fakat kayın validesi, kayın pederi yiyebilir.Bu etten adak sahibi ve yakınları yerse, yedikleri etin kıymetini tasadduk etmeleri gerekir.Ayrıca adak etinden istfade eden kimse, o etten adak sahiplerine ikram etse de câizdir, yiyebilirler.

Adak Kesilirken Yapılması Gerekenler

Adağın İslâmî hükümlere göre geçerli olabilmesinin çeşitli şartları vardır:

1. Adanan ibâdetin cinsinden mutlaka bir farz veya vâcibin olması gerekir. Örneğin “Üç gün oruç tutacağım.”, “Şu kadar namaz kılacağım.”, “Kurban keseceğim.”, diye adamak câizdir ve böyle bir adak sahihtir. Fakat “Filan hastayı ziyâret edeceğim”, “Aldığım malları sermayesine satacağım”, demek adak olmuyor. Dolayısıyla Allah rızası için adanan ibâdetin cinsinden farz ve vâcip olmayan hattâ İslâm dininde yapılması uygun olmayan, İslâm’ın emretmediği kötü geleneklerden ibaret olan türbelere, yatırlara mum yakmak, bu yatırların uğruna bir şeyler yapmak, yatırlara bazı eşyalar adamak câiz değildir. Hattâ bu gibi adaklar kesinlikle haramdır .

2. Adayanın akıllı, bülûğa ermiş yani ergin olması gerekir. Adağı yapan kimsenin aklından hasta olmaması, çocuk yaşta bulunmaması gerekir. Erginlik çağına ulaşmamış olanlarla delilerin yaptığı adakların yerine getirilmesi zorunlu değildir.

3. Adanan ibâdet, o anda veya gelecekte yapılması farz olan bir ibâdet olmamalıdır. Meselâ “Şu işim olursa öğle namazını veya yatsı namazını kılacağım.” yahut “Ramazan’da oruç tutacağım.” veya zengin olduğu halde “Kurban bayramında kurban keseceğim.” gibi adaklar sahih değildir. Çünkü bu gibi ibâdetler zaten farz veya vâcip ibâdetler olup yerine getirilmesi gereken ibâdetlerdir. Buna göre bu tür adaklar geçerli değildir.

4. Adanan ibâdet, ayrıca bir farz veya vâcip bir ibâdete sebep ve zemin türünden olmamalıdır. Örneğin abdest almayı veya tilâvet secdesi yapmayı adamak da sahih bir adak değildir. Zira bu gibi ibâdetler farz olan ibâdetlere vesiledir, onun için adanmaz.

5. Adanan şey, Allah’ın razı olmayacağı, günah özelliği taşıyan türden de olmamalıdır. Meselâ “Şu işim olursa, kendimi Allah rızası için kurban edeceğim.” diye bir adak yapmak geçerli olmadığı gibi haramdır. Fakat aslında İslâm’ın emrettiği bir ibâdet iken yine İslâm’ın başka bir sebepten dolayı yasakladığı bir ibâdet türü ise geçerli olur. Meselâ bir kimsenin Ramazan Bayramı’nın birinci gününde veya Kurban Bayramı’nın ilk üç gününde oruç tutmayı adaması sahih bir adaktır. Ancak bu günlerde oruç tutmak haram olduğu için, başka bir zamanda bu adağını kaza eder.

6. Adanan şeyin yerine getirilmesi mümkün olmalıdır. Meselâ “Geçen falan günde” yahut “Falanın geleceği günde oruç tutmak.” gibi. Geçen bir gün geri gelmeyeceği gibi, falan kimsenin gece veya gündüz zeval vaktinden sonra gelmesi halinde artık oruç tutulamayacağı bellidir. Çünkü oruç gündüz tutulduğu gibi fecirden başlanması gerekir. Dolayısıyla böyle bir adak olmaz.

7. Adanan şey, bir malın sadaka olarak verilmesi ise, adanan mal adağı yapanın malından ve servetinden fazla olmamalıdır. Çünkü adağı yapan kimse ancak mal varlığı kadar bir tasaddukta bulunabilecektir. Ayrıca başkasının malını tasadduk etmeyi adamak da câiz değildir.

Adak kesilirken yanında olmak gerekir mi? ve adağın kısımları

Nezirin şarta bağlı olan ve olmayan şeklinde ikiye ayrıldığı gibi bu türler de ayrıca kendi aralarında çeşitli kısımlara ayrılmaktadırlar.

A. Şarta Bağlı Olan Adaklar

Bunlara ıstılâhî olarak “Muallak Adaklar” denir. Muallak adaklar ikiye ayrılır:

1. Bazı hususların gerçekleşmesine ve yapılmasına bağlanan adaklar. Meselâ “Hastalığım geçer ve iyileşirsem, şu kadar oruç tutacağım.” veya “Şu kadar kurban keseceğim.” şeklinde yapılan adak gibi. Bu hastalığı geçerse bu ibâdeti derhal yerine getirmek gerekir. Böyle bir adağı daha sonra yapmak her ne kadar câiz ise de hemen yerine getirilmesi daha sevaptır.

2. Bazı iyi ve güzel hususların gerçekleşmemesi ve yapılmaması için adanan adaklar. Örneğin, “Falan kimse ile konuşursam, şu ibâdeti yapmak üzerime vâcip olsun.” şeklindeki adaklar gibi. Burada koşulan şart falan kimse ile konuşmamadır. Bu şarta rağmen o kimse ile konuşulursa, adağı yerine getirmek yahut bunun yerine yemin keffâreti ödemek gerekir.

Genel olarak belli bir şarta bağlanan adaklar, belirtilen şartın gerçekleşmesinden önce yapılmazlar. Örneğin “Falan işim olursa şu kadar oruç tutacağım.” diye adak yapılıp o işi gerçekleşmeden adadığı orucu tutarsa adağını yerine getirmiş olmaz; adı geçen işi gerçekleşince yeniden o orucu tutması gerekir.

Aynı şekilde bu tür bir adak belirli bir zaman, yer ve kişilere yahut belli bir şekle bağlanırsa mutlaka bu belirlenen şekilde yapılması şart değildir. Meselâ “Falan işim olursa, falan gün veya falan ay oruç tutacağım; şu parayı falan adama vereceğim.” yahut “Şu kadar namazı, falan camide kılacağım.” dese, belirtilen işi gerçekleşince belirttiği gün veya ayda oruç tutması şart değildir. Zikrettiği kişiye belirlediği parayı vermesi yahut söylediği camide namaz kılması şartı aranmamaktadır. Orucunu istediği bir zamanda tutması, sadakasını istediği kimseye vermesi, namazını istediği herhangi bir camide kılması mümkündür.

B. Şarta Bağlı Olmayan Adaklar

Bunlara da “Mutlak Adaklar” adı verilmektedir. Bu tür adaklar da ikiye ayrılmaktadır.

1. Belirli olan, yani muayyen adaklar: Şarta bağlı olmadan yapılan adaklardır. Meselâ “önümüzdeki perşembe günü oruç tutmayı adamak” gibi.

2. Belirli olmayan adaklar. Bunlara da “Gayr-i Muayyen Adaklar.” denir. Bu tür adaklar da hiçbir şart ve zamana bağlı olmayan adak türleridir. Meselâ “Şu kadar gün oruç tutacağım.” diyerek hiçbir şart ve zamana bağlamadan bir müddet oruç tutmayı adamak gibi.

Bütün bu hükümlere göre “mutlak” yani bir şarta bağlı olmadan adanan oruçların kesin olarak yerine getirilmeleri gerekir. Belirli bir zamanda yapılması adanan adak başka bir günde kaza edilmelidir. Aynı şekilde bu tür mutlak adaklarda belirli bir yer ve kişi ile belirli bir miktar da önemli değildir. Mühim olan bu adakların yerine getirilmesidir. Belirlenen yer, kişi ve miktarlar değiştirilebilir.

Adak Kurbanı Kesilirken :

Adanılan şey bazen kurban olabilir. Bu durumda şu iki hususa dikkat edilmelidir:

1. Kurban davar, sığır ve deve gibi dört ayaklı hayvanlardan olur. Tavuk, kaz ve hindi gibi iki ayaklı hayvanlardan kurban olmaz.

2. Kurbanın etinden onu adayan kimse ile usûl ve füru yiyemezler. Kurbanın eti fakirlere tasadduk edilir. Şayet yerlerse yedikleri miktarın değerini fakirlere vermeleri gerekir.

Adağın sahih olması için bazı şartlara da uymak gerekir:

Adak sahibinin yapması gerekenler

1. Adanan şeyin var olan ve yapılması mümkün olan bir şeyden olması icap eder. Bunun için meselâ, “Allah için dün oruç tutacağım.” gibi bir sözle adak yapılmaz.

2. Yapılan adak dinen yasak ve günah sayılan bir şey olmamalıdır. Meselâ, kumar oynamayı, şarap içmeyi adamak bâtıldır.

3. Adağın farz veya vacip cinsinden bir şey olması gerekir. Meselâ, oruç tutmak, namaz kılmak, kurban kesmek gibi. Yolculuğa çıkmayı, seyahat etmeyi, hasta ziyaretine gitmeyi adamak, adak sayılmaz.

4. Yapılan adak, adak sahibinin mâli gücünü aşmamalı ve başkasına ait bir şey olmamalıdır. Meselâ bir dana keseceğini adayan kimsenin buna gücü yetmezse bir koyunu kesebelir. Fakat bir başkasının koyununu kesmeyi adayan kimsenin bu adağını yerine getirmesi gerekmez.

Adağın bir insanın veya bir mahlûkun adına yapılması caiz olmaz. Meselâ, bir büyüğün, bir türbenin, bir yatırın adına adak yapılmaz. Yahudilere has bir âdet olan tavuk, horoz gibi kurban için caiz olmayan hayvanlar adanamayacağı gibi, mum yakmak gibi şeylerle de adak olmaz. Böyle şeylere itibar etmemeli, bütün yardım ve şifayı yalnız ve yalnız Allah’tan beklemeli, Ona iltica etmelidir.

Bazı nezirler vardır ki, bunlar yemine girmektedir. Bunlar için kefaret gerekir. Mesela bir yere gitmemeyi, bir şeyi yememeyi, bir işi yapmamayı adayan kimse, onları yaparsa yemin kefareti vermesi gerekir. Ayrıca bir adak kurbanı kesmesine gerek kalmaz.

Adanan şey eğer koyun, keçi ve sığır gibi kurban olması caiz olan bir hayvansa, bu hayvan kesildiğinde onun etinden nezrin sahibi yiyemeyeceği gibi, usül ve fürû tabir edilen yakınları da yiyemez. Yani, adağı yapanın kendisi, anne ve babası, dede ve nineleri, evlat ve torunları, karı ve koca o adaktan yiyemezler. Kadınla erkek arasında adak hususunda bir fark yoktur. Fakat kayın validesi, kayın pederi yiyebilir. Bu hayvanın etini fakire tasadduk etmek gerekir.

Adak zenginlere verilmez. Bu etten adak sahibi ve yakınları yerse, yedikleri etin kıymetini tasadduk etmeleri gerekir. Ayrıca adak etinden istfade eden kimse, o etten adak sahiplerine ikram etse de câizdir, yiyebilirler.

Bu vesileyle bir hususa daha açıklık getirmekte fayda olacaktır. Ev, araba ve benzeri yeni bir şey alan kimse hem bir şükrâne olarak, hem de kazadan masun kalması niyetiyle bir hayvan alıp keser de etini fakir fukaraya dağıtırsa, bu hem güzel bir davranış olur, hem de bir çeşit duâ sayılır. Bu kimse daha önce bir adak niyeti taşımadığından bu hayvan adak olmaz.

Fakat, meselâ, “Bir araba alırsam Allah rızası için bir koyun keseceğim” diye niyet ederse, arabayı aldıktan sonra müsait olduu bir zamanda hayvanı keser, etini de fakirlere tasadduk eder.